Connect with us

Haberler

Renault Grubu Avrupa’da en hızlı büyüyen Grup oldu ve uluslararası büyümesini sürdürdü

Yayın tarihi

-

Geçen yıl %3.9 oranında bir büyüme gerçekleştiren dünya otomotiv pazarında, Renault Grubu’nun binek + hafif ticari araç satışı, 2012’ye göre %3,1 artış ile 2 milyon 628 bin 208 adete ulaştı.

Bir yandan uluslararası büyümesini sürdürürken, Renault Grubu 0.4 puan arttırarak %9.5’a ulaşan pazar payı ile Avrupa pazarında en yüksek büyümeyi gerçekleştirdi. %1.7 oranında düşen Avrupa pazarında Grup, 1 milyon 301 bin 864 satış adedi ile %2.4 oranında bir artış gerçekleştirdi.

Yeni Symbol

Avrupa dışındaki ülkelere satış payı 1 milyon 326 bin 344 satış adediyle %50.5’e ulaştı. Temmuz 2013’ten itibaren kapanan İran pazarı hariç, Grup, yeni modellerinin başarısı sayesinde tüm bölgelerde pazar payını artırdı.

 

2013: İlerleme yılı

 

·            Avrupa’da: %1.7 oranında düşüşün yaşandığı pazarda, Grup satışları %2.4 oranında arttı ve pazar payı, verimli satış politikası ile 0.4 puan artarak %9.5’a ulaştı. Renault markası Avrupa pazarında üçüncülüğü elde etti ve %14.5 pazar payı ile 16. kez Hafif Ticari Araç lideri oldu.

·            Yeni Clio Fransa’da en çok satan (119 bin 367 adet binek otomobil + hafif ticari araç) ve Avrupa’da üçüncü en çok satan araç oldu (272,741 adet binek otomobil ve hafif ticari araç). Captur Temmuz ayından bu yana, Fransa’da segmentinde (39 bin 783 adet) ve Avrupa’da (86 bin 804 adet) lider.

·           Uluslararası Pazar: Renault Grubu, bazı gelişmekte olan ülkelerdeki ekonomik yavaşlama ve İran’a karşı uygulanan uluslararası yaptırımlara karşın büyümesine devam etti. Toplamda %3.8 oranında artış, İran dışında %9.7 oranında büyüme kaydederken İran’da operasyonun durması geçtiğimiz yıl içinde yaklaşık 64 bin 500 satış kaybına neden oldu. Brezilya ve Rusya, Grup’un ikinci ve üçüncü pazarı oldu.

Grup satışlarının toplam %50.5’i 1 milyon 326 bin 344 satış adedi ile Avrupa dışında (0.4 puanlık artış) gerçekleşti.

·           Renault ve Dacia’nın ürün gamındaki yeni modeller her bölgede beklenen başarıyı kaydetti. Yeni Clio ve Captur, daha çarpıcı tasarımları, yeni teknolojileri ve daha verimli motorları ile Renault’nun yenilenen ürün gamının başarısını teyit etti. Renault ve Dacia markaları ile satışa sunulan Duster, 376 bin 672 satış adedi ile Grup’un tüm dünyada en çok satan modeli oldu. Avrupa’da, Yeni Sandero sayesinde (117 bin 868 satış adedi, + %68.3) Dacia en fazla büyüyen marka oldu (+0,5 puan pazar payı).

2013 yılında Renault Grubu, Avrupa’da en yüksek artışı kaydederken, yeni ürünleri ve giriş segmentindeki başarısı ile ve uluslararası pazarda büyümesini sürdürdü.Jérôme Stoll, Yönetim Kurulu Üyesi, Ticari Grup Direktörü.

Renault konumunu korudu, Dacia ilerleme kaydetti

–      2012 yılına göre, Renault markasının satışları %0.4 oranında artış kaydetti. 2 milyon 131 bin 494  satış adedi ile Renault satışları, Grup satışlarının %81.1’ini oluşturdu.

–      Dacia, Duster’ın başarısı ve yenilenen Logan / Sandero modelleri ile 429 bin 540 satış gerçekleştirdi ve %19.3’lük bir artış kaydetti. Avrupa’daki en genç ürün gamına sahip (Lodgy’nin lansmanı ile iki yıldan daha genç) Dacia, Grup satışlarının %16.3’sını gerçekleştirdi.

–      2013 yılında Renault Samsung Motors, Güney Kore ve Güney Amerika satışları dahil, satışlarını %2.3 oranında artırdı. Güney Kore’de 2012 yılında başlatılan bayi ağı ve ürün arzı meyvelerini vermeye başladı. Yılın başında güçlüklerle geçen beş ayın ardından, RSM, yedi ay arka arkaya 2012 sonuçlarından çok daha iyi sonuçlar elde etti.

è Avrupa Bölgesi: Yeni Modeller ve Dacia’nın başarısı sayesinde yeniden artışta

Renault Grup satışları, %1.7 oranında kayıpların yaşandığı bir pazarda %2.4 arttı ve Avrupa’da en fazla pazar payı artışını gerçekleştirdi (+0.4 puan) ve %9.5 pazar payı elde etti.

·         Renault markası binek otomobil + hafif ticari araç pazarında %7.4 pazar payı ile üçüncü oldu. Hafif ticari araç pazarında %14.5 pazar payı ile ardarda 16. yıldır liderliğini korudu. Dört elektrikli modeli satışa sunan ilk marka olarak, Renault %37’lik pazar payı (Twizy hariç) ve satılan 15 bin 048 araç ile (Twizy hariç) Avrupa lideri.

·         Yeni Clio ve Captur, Renault’yu Avrupa B Segmentinde liderliğe taşıdı.

·     Fransa’da Renault markası liderliğini pekiştirdi. Yeni Clio, 119 bin 367 satış adedi ile ülkede en çok satan araç olurken Captur en çok satışan Crossover. Fransa’nın ilk 10 binek otomobili içinde altı model Renault Grubu’na ait.

Marka, %5.8’lik düşüşe rağmen, hafif ticari araç pazarında %31.7’lik pazar payı ile (0.5 puanlık düşüşle) liderliğini korudu.

·         Dacia markası 2013 yılında bütün markalar arasında en iyi büyüme oranına sahip, 0.5 puanlık bir artış ile %2.1’e ulaştı. Dacia, en çok satan üçüncü binek otomobil olan Yeni Sandero’nun başarısı nedeniyle, 0.6 puanlık bir artışla %4.3’lük bir pazar payına ulaşarak Fransa’da beşinci markası oldu,.

Markanın gösterdiği büyüme 2013 yılında da devam etti ve altı ülkede daha lansmanlar gerçekleştirdi: İngiltere, İrlanda, Danimarka, Kıbrıs, Malta ve Norveç.

İngiltere’de Dacia markası Ocak ayında lanse edildi ve 17 bin 146 adet satış gerçekleştirdi ve pazar payı %0.7’ye ulaştı. Dacia düşüş gösteren birçok pazarda büyük gelişme kaydetti; bu pazarlar arasında Fransa (%11’lik artış), İspanya (%80.9’luk artış), Belçika (%32.8’lik artış), Portekiz (%74’lük artış), İtalya (%4.7’lik artış) ve Hollanda (%49’luk artış).

è Avrasya Bölgesi: +%11.6 satışla rekor bir yıl ve Renault Rusya’da ikinci marka

Renault Grubu 232 bin’den fazla araç satışıyla yeni bir rekora imza attı ve ilk kez pazar payını %7’nin üzerine taşıdı.

·         Grup’un üçüncü büyük pazarı olan Rusya’da, Pazar %5,9 daralırken Renault markası, 210 bin 099 satış adedi (+%10.7) ve %7.6 Pazar payı ile (+1,1 puan) rekora imza attı. Renault, Duster’ın (2013’te ilk SUV) başarısı ile Rus pazarının en çok satış gerçekleştiren 1. ithal markası olurken toplamda Lada’nın ardından 2. Marka oldu.

·         Renault, satışlarını ikiye katlayarak (+%140) ve %4.1 pazar payı (+1.4 puan) ile Eski Sovyetler Birliği Cumhuriyetleri’nde büyümesini sürdürdü.

 

è Amerika Bölgesi: %3.6 artan satışla rekor bir yıl ve Brezilya Grup’un ikinci büyük pazarı

Renault Grubu, Duster ve Sandero’nun başarısı ile, %6.7’ye ulaşan pazar payı ve 466 bin 976 satış adedi ile rekor kırdı.

·         Brezilya’da, pazarda yaşanan %1.6 genel düşüşe paralel olarak, Grup’un satışlarında %2.2 oranında bir düşüş yaşandı. Bunun kısmen nedeni, kapasite artırımı gerçekleştirmek için iki ay Curitiba fabrikasının kapalı olmasıydı. Sandero ve Duster’ın satış başarısı sürdü.

·         Arjantin’de, Renault markası otomotiv pazarında ikinci marka oldu ve Clio, Duster ve Sandero’nun başarısı sayesinde satışlar %18.9’luk bir artışla 141 bin 217 adede yükseldi. Pazar payı yüzde 0.6 puanlık bir artışla %15.4 oldu.

 

è Avrupa-Akdeniz-Afrika Bölgesi: %7.7 satış artışı, bütün pazarlarda konumun güçlenmesi

388 bin 922 satış ile, Renault Grubu satış rekoru kırarak pazar payını, bölgedeki bütün pazarlarda artırdı: Romanya’da +4.7 puan, Bulgaristan’da +3.9 puan, Fas’ta +2.3 puan ve Türkiye’de +1,8 puan.

·         Türkiye’de, Renault Grubu (Renault ve Dacia), 2013 yılında 144.700 adet araç satışı ve %17 (+%1.2 puan) pazar payı ile tarihinin en yüksek satış adedini gerçekleştirerek rekora imza attı. Türkiye, tüm dünya ülkeleri arasında en fazla satış gerçekleştiren 5.ülke konumuna yükseldi.       

·         Yeni Symbol, Yeni Clio ve Fluence’ın başarılı satış grafiği ile %14.6 Pazar payı (+1,5 puan) elde ederek Renault, binek otomobil pazarında 15.kez lider marka olma özelliğini korudu. Dacia markası, Lodgy (segment lideri) ve Dokker’ın başarısı sayesinde %4.3 pazar payına (+0,5 puan) ulaştı. Dacia markası Türkiye

·         Cezayir’de, genel olarak %2.2’lik düşüşün yaşandığı bir pazarda, Grup ardarda iki yıldır, 100 bin’den fazla araç satışı gerçekleştirdi (111 bin 378 adet) ve 0.2 puanlık bir artışla %26.2’lik bir pazar payına ulaştı. Yeni Symbol ve B segmentinin en çok satan aracı olan Yeni Clio’nun başarısı sayesinde Renault, pazarda en çok satan ikinci marka. Dacia, Logan ve Duster’ın başarısı ile, yükseliş göstererek ülkede en çok satan üçüncü marka oldu.

·         Fas’ta, Renault Grubu bir kez daha Dacia ve Renault markaları ile toplam 47 bin 030 araçlık satışla birinciliğini korudu, ve tarihi bir rekor kırarak %38.9’luk pazar payı elde etti.

·        Romanya’da: Grup satışları, %6.9’luk bir düşüş yaşayan pazarda, %4.7 değerinde bir artış gerçekleştirdi. Grup birinciliğini koruyarak toplam %38.1 oranında rekor pazar payına ulaştı. Toplam satışlar 29 bin 986 araca ulaştı, bunun %83’ünü Dacia araçları oluşturdu.

è Asya-Pasific Bölgesi: Hindistan’da satışlar başladı

      Hint pazarına girdikten sonra, Asya-Pasifik Bölgesi 2012 yılı ile karşılaştırıldığında, Temmuz ayında pazarın kapandığı İran dışında, toplam %28.9’luk bir büyüme kaydetti.

·         Hindistan’da, %7.5 düşüşün yaşandığı binek otomobil pazarında, Renault, C segmentinde en çok satan SUV olan Duster’ın başarısı nedeniyle (51 bin 400 adetin üzerinde) %83.1’lik bir artış gerçekleştirdi. Renault markası %2.6’lık pazar payı elde etti – bu oran 2012 yılının neredeyse iki katıydı. Renault, Hindistan piyasasındaki Avrupa otomobil üreticileri arasında birinciliğe ulaştı. Marka bayi ağını genişletmeyi sürdürdü ve 2013 yılının sonunda 125 bayiye ulaştı.

·         Güney Kore’de, Renault Samsung Motors yılı, yedi ay boyunca, 2012 yılının rakamlarından çok daha iyi sonuçlarla bitirdi. Genel satışlar istikrara kavuştu, %0.2’lik bir artışla 60 bin 027 satış gerçekleştirildi.

·         Pazarın Temmuz ayından bu yana kapalı olduğu İran’da, Renault 2012 yılı ile karşılaştırıldığında yaklaşık 64 bin 500 daha az araç satışı gerçekleştirdi.

Renault Grup için 2014 Satış tahminleri

2014 dünya otomotiv pazarının, satışların Çin’de başlaması nedeniyle, 2013 ile karşılaştırıldığında %2 değerinde olağan bir büyüme gerçekleştirmesi bekliyor. 2013 yılının ikinci yarısındaki gelişme ile güçlenen Avrupa ve Fransız pazarlarının %1’lik büyümesi öngörülüyor.

2014 yılında, çok daha olumlu bir pazar bağlamında, Avrupa’da gösterdiğimiz iyileşmeyi sürdürerek ve uluslararası satışlarımızı artırarak karlı büyüme stratejimizi teyit ediyoruz“, diyor Jérôme Stoll, Yönetim Kurulu Üyesi, Ticari Grup Direktörü.

 

 

Haberin Devamı
Advertisement
Yorum yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Dicle Elektrik’ten Ekosisteme Sürdürülebilir Aydınlatma Çözümü

Yayın tarihi

-

Yazar:

Sokak ve cadde aydınlatmalarında öncü bir yeniliğe imza atan Dicle Elektrik, EPDK Ar-Ge Komisyonu tarafından onaylanan “Makaralı Aydınlatma Direği” projesini titiz bir çalışmanın ardından başarıyla hayata geçirdi. Tasarruf sağlayan proje hakkında konuşan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, aydınlatma direklerinin yaygınlaşmasıyla elektrik sektöründe sıkça kullanılan sepetli kamyonetlerin kullanımının azalacağını, böylece her 100 kilometrede yüzde 30’a varan bir karbon ayak izi azalması sağlanabileceğini ifade etti.

Hizmet bölgesinde bulunan 6 ilde çevre odaklı sürdürülebilir çalışmalara imza atan Dicle Elektrik, devrim niteliğinde kabul edilebilecek bir projesini daha tamamladı. Dicle Elektrik Ar-Ge Merkezi mühendislerinin fikrinden doğan ve 18 aylık titiz bir çalışmanın ardından hayata geçirilen çevre ve çalışan dostu “Makaralı Aydınlatma Direği” projesi başarıyla tamamlandı.

Hem iş güvenliğine hem de çevre korumasına katkı
Makaralı Aydınlatma Direği projesinin, hem teknik hem de tasarım açısından aydınlatma sistemlerini iyileştirmek amacı taşıdığını belirten Dicle Elektrik Ar-Ge Direktörü Dr. Mustafa Çelikpençe, projenin detayları hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Çelikpençe, “Projemizle birlikte iş kazalarını azaltmak, zaman ve maliyet optimizasyonu sağlamak, personel iş yükünü hafifletmek ve aydınlatma sistemlerindeki sorunları hızlıca çözerek kullanıcı memnuniyetini artırmak hedefleniyor.

Yeni aydınlatma direklerimizden Diyarbakır Genel Müdürlük binamız önünde iki adet prototipi de sergiliyoruz. Bu yeni tasarım direkler, mevcut direklerin üzerine eklenen yeni bir konsol ile birlikte hareketli armatür mekanizmalarıyla donatıldı. Aydınlatmanın yanı sıra kamera, GSM, hoparlör gibi ekipmanlarla da entegre edilebilecek esneklikte tasarlanan direkler; hırsızlık benzeri olaylara maruz kalarak zarar görmesini engellemek için vandal kilit sistemi ile koruma altına alındı” diye konuştu.

“Karbon ayak izi yüzde 30’a varan oranda azalacak”
EPDK Ar-Ge Komisyonu tarafından onaylanan proje hakkında açıklamalarda bulunan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, projenin yaygınlaşması ile elektrik sektöründe sıkça kullanılan sepetli kamyonetlerin kullanımının azalacağını, böylece her 100 kilometrede yüzde 30’a varan bir karbon ayak izi azalması beklendiğini ifade etti. Arvas, Dicle Elektrik olarak elektrik dağıtım sektöründe sürdürülebilir ve yenilikçi çözümlerle kamuoyunun huzuruna çıkmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Ar-Ge çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Ar-Ge Merkezi açma izni alan ilk elektrik dağıtım şirketi olduk. Patent portföyümüzü genişletiyor olmaktan memnuniyet duymakla birlikte bu projenin çalışan güvenliğine yönelik olması ayrıca gurur verici. Bu kritik aşamanın ardından patent süreçlerine de başladık. Projenin tüm süreçlerinde emeği geçen Dicle Ar-Ge Merkezi çalışma arkadaşlarımızı tebrik ediyorum.” diye konuştu.

 

Haberin Devamı

Haberler

Türk Loydu, klaslamanın en önemli kuruluşu IACS’ın 12. üyesi oldu

Yayın tarihi

-

Yazar:

Türk Loydu, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün danışmanı statüsünde uluslararası bir kuruluş olan IACS’ın 12. üyesi olarak kabul edildi. Uluslararası Klaslama Kuruluşları Birliği (IACS) üyeliği, uluslararası deniz emniyeti, çevre koruma ve sürdürülebilirlik gibi kritik alanlarda Türk Loydu’nun etkisini artırarak, Türk denizcilik sektörünün uluslararası düzeyde daha fazla söz sahibi olmasına katkı sağlayacak.

1930’lara dayanan çalışmalarıyla resmi olarak 11 Eylül 1968 yılında kurulan, güvenli gemilere ve temiz denizlere adanmış olmanın yanı sıra, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün danışmanı statüsünde uluslararası bir kuruluş olan IACS; teknik destek, uyumluluk doğrulaması, araştırma ve geliştirme yoluyla deniz güvenliği ve düzenlemelerine benzersiz bir katkı sağlıyor. Dünyanın kargo taşıma tonajının %90’ından fazlası, IACS üyelerinin belirlediği sınıflandırma, inşaat ve ömür boyu uyumluluk kuralları ve standartları kapsamında yer alıyor. 2001 yılında SWEDAC’tan ISO 17021 standardına göre akreditasyon alarak bu kapsamda akredite edilen ilk ulusal kuruluş olan Türk Loydu Vakfı, 2006’ya gelindiğinde Paris Mou Yüksek Performans Listesi’nde ilk kez yer alan ve Avrupa Birliği’nden onaylanmış kuruluş olarak tescil ediliyor. 2011 yılında da küresel klaslama pazarının en önemli kuruluşu olan IACS tarafından klas kuruluşu statüsü ile tescil edilen Türk Loydu, günümüzde resmi olarak IACS üyeliğine hak kazanarak, birliğin 12. üyesi oluyor.

Konuyla ilgili olarak Türk Loydu tarafından, “Cumhuriyetimizin 100. yılında büyük onur!” başlığıyla servis edilen açıklamada, şu ifadeler kullanılıyor: “Günümüzde Türk Loydu, denizcilik sektörü başta olmak üzere enerjiden imalata, savunma sanayiinden lojistiğe kadar tüm sektörlerde; klaslama, denetim, kalite yönetim ve ileri mühendislik gibi birçok alanda hizmet veriyor. Çok sayıda bilimsel ve teknik konferanslarda yer almanın yanı sıra aynı zamanda eğitimler veriyor, çok sayıda öğrenciye burs desteği sağlıyor. 1962 yılında Gemi Mühendisleri Odası tarafından kurulan Türk Loydu bugüne kadar yaklaşık 3000 adet geminin klaslama hizmetinin yanı sıra, Türkiye ekonomisinin can damarı olan dünyaya mal olmuş projelere de imza atıyor. 61 yıllık tarihinde altmış biri aşkın dev proje, Türk Loydu’nun da imzası ve çalışmalarıyla hayata geçti. İstanbul Havalimanı, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü, Yüksek Hızlı Tren, TCG Anadolu Gemisi, Nene Hatun Sondaj Gemisi, Rize-Artvin Havalimanı, birçok futbol stadyumu bunlardan sadece birkaçıdır. Klaslama, yasal sertifikasyon, test, muayene, belgelendirme ve onaylanmış kuruluş hizmetlerini 2017 yılından itibaren Türk Loydu Uygunluk Değerlendirme Hizmetleri A.Ş. bünyesinde yerine getiren Türk Loydu Vakfı, fiziki alanlarının yeterliliği ve gelişmeye açık oluşu ile büyüme yolunda hızla ilerliyor. Türk Loydu, Türkiye’nin milli kuruluşudur. Yetkisi olan alanlar hemen hemen Türkiye’nin ekonomisine katkı sağlayan sektörlerin tamamını içermektedir ve IACS üyeliğimiz ile büyümenin, gelişmenin ve ülkemize katkı sağlamanın faydası ve gururu 100. yılında Türkiye Cumhuriyeti’nindir.”

Haberin Devamı

Haberler

Su kaynaklarımızı korumamıza yardımcı olacak yöntemler

Yayın tarihi

-

Yazar:

Su, dünyamızdaki yaşamın kaynağı ve canlı ekosisteminin hayatını devam ettirebilmesi için de ihtiyaç duyduğu en temel öğe. Dünyamızın milyonlarca yıldır sürdürdüğü ve kendi kendini temizleyerek canlılara hayat veren su döngüsü, yine insan etkisi ile son yıllarda iyice bozulmaya başladı. Bilinçsiz su kullanımı ve tüketimi, hızlı sanayileşme, büyüyen şehirler ve yanlış tarım uygulamaları gibi birçok farklı faktör suyumuzun kirlenmesine ve kendi içerisindeki döngüsünün bozulmasına yol açıyor. Yarattığımız bu kirliliğe ve su döngüsüne verdiğimiz zarara dur diyecek olan da yine bizleriz. 150 yılı aşkın köklü geçmişiyle müşterilerine hizmet veren Generali Sigorta, 22 Mart Dünya Su Günü’nde suyumuzu nasıl temiz tutabileceğimiz, israf etmeden kullanabileceğimiz ve koruyabileceğimize dair ipuçlarını paylaştı.

Atıklar doğrudan suya boşaltılmamalı

Suyumuzu en çok kirleten öğelerden birinin bilinçsiz ve kontrolsüz şekilde doğaya bırakılan atıklar olduğu biliniyor. En basit haliyle gün içerisinde mutfaktan boşaltılan ve suya karışan yemek artıkları, kullanılmış yağlar, suya atılan peçete ve kağıtlar, kanalizasyona dökülen atıklar doğrudan suya karışarak kirlenmesine neden oluyor. Bu da suyun temas ettiği toprağın kirlenmesi ve kendi içindeki dengesinin bozulmasına, aynı zamanda da bu suları tüketen evcil hayvan ya da insanların hastalanmasına yol açıyor. Atık kontrolünün hem bireysel hem de şirketler ya da kamu kurumları tarafından çok iyi yapılması, suyun korunması ve temiz tutulması için atılabilecek en önemli adımlardan.

Suyu boşa kullanımı engellenmeli

Suyumuz, hayatımızı devam ettirmemiz için ihtiyaç duyduğumuz en önemli kaynak. Bunun için de tek damlasının bile israf edilmemesi, boşa akıtılmaması ve kullanılmaması çok önemli. Özellikle evlerin içerisinde elde bulaşık yıkamak, el yıkarken ya da diş fırçalarken suyu boşa akıtmak, bozuk su tesisatlarını tamir ettirmemek, sık ve gereksiz yere araç yıkatmak, bahçe sulama gibi işlemler için damlama gibi etkin yöntemleri kullanmamak suyun israf edildiği örnekler arasında. Bu ve benzeri kullanım yanlışlarının da önüne geçerek suyumuzu koruma altına almak ise çok önemli.

Plastik kullanımından vazgeçilmeli

Suyumuzu en çok kirleten maddelerden biri de plastik. Günlük hayatımızda birçok noktada kullandığımız ve doğaya doğrudan zarar veren plastikler, suyun içerisinde yüzlerce yıl bozulmayarak kirletici özelliklerini koruyor. Bunun için plastik poşetler, şişe sular gibi ürünlerin kullanımının sıfıra indirilmesi gerekiyor. Doğaya bırakılan her bir plastik madde, canlı ekosistemini de doğrudan etkileyerek yaşam alanlarını tahrip ediyor.

Çevreyi kirleten ürünlerin kullanımı azaltılmalı

Gün içerisinde sıkça kullanılan, plastiğin yanı sıra geri dönüştürülemeyen farklı materyallerden oluşan ürünlerin kullanımı da suyumuzu kirleten unsurlar arasında. Deodorant, parfüm gibi ürünlerin hem üretimi hem de kullanımı sırasında yapılan hatalar da su kaynaklarının uzun vadede farklı kimyasallarla kirlenmesine neden oluyor. Yine buna benzer kişisel bakım ürünleri ve kozmetikler de suyun kirlenmesini sağlıyor. Bu ürünlerin kullanımı sonrasında yıkanması sırasında karışan kimyasal maddeler, su kaynaklarına ulaşarak doğanın dengesinin bozulmasına yol açıyor. Bunun için doğa dostu olan, sertifikalı ve kirlenmeyi azaltacak ürünlerin tercih edilmesi de etkili bir yöntem olabilir.

Deniz, göl ve nehirlerin temiz tutulması gerekiyor

Su döngüsünün en önemli parçalarından biri olan ve ana su kaynakları arasında da sayılan denizlerin, göllerin ve nehirlerin de kirletilmemesi ve korunması gerekiyor. Bu su kaynaklarına çöp atılmaması, var olan çöplerin temizlenmesi ve hiçbir şekilde atık karıştırılmaması suyun korunması için çok önemli. Özellikle su döngüsünün önemli bir parçası olan tatlı su kaynaklarının kirletilmemesi için bireysel olarak harekete geçilmesi canlı hayatın devamlılığı için de gerekli noktalardan biri olarak öne çıkıyor.

Pil atıklarına dikkat edilmesi

Günlük hayatta bir güç kaynağı olarak kullanılan piller, suyu ve toprağı kirleten en önemli maddeler arasında. İçerisinde bulunan cıva, kurşun, nikel gibi ağır metaller, atık olarak doğaya bırakıldıklarında uzunca bir süre kirlenmeye sebebiyet verebiliyor. Bu sebeple pillerin mutlaka toplanması, uygun alanlara atık olarak bırakılması, imha edilmesi ya da geri dönüştürülmesi gerekiyor. Pillerin suya hiçbir şekilde temas ettirilmemesi büyük önem taşıyor.

Haberin Devamı

Trendler