Connect with us

Haberler

Türk çelik çivi üreticileri ABD anti-damping davasından ‘çivi’ gibi çıktı

Yayın tarihi

-

ABD’de süregelen anti-damping ve telafi edici vergi soruşturmalarında iki önemli karar daha açıklandı. Çelik çivi üreticilerinin ABD’ye ihracatı kesintisiz sürecek ancak OCTG boru üreticileri ise nihai kararı Ağustos ayı sonuna kadar beklemek zorunda kalacak…

 

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) yerli üreticiler, 29 Mayıs 2014 tarihinde Hindistan, Güney Kore, Malezya, Umman, Çin Tayvanı, Vietnam ve Türkiye’den ithal edilen “çelik çivi” ürünlerine karşı anti-damping ve telafi edici vergi soruşturması açılması için başvuruda bulunmuştu. ABD Ticaret Bakanlığı Uluslararası Ticaret İdaresi (ITA) ise bu gerekçeyle damping ve sübvansiyonun mevcudiyetine yönelik incelemede bulunmak için 25 Haziran 2014 tarihinde soruşturma başlattığını bildirmişti.

 

Çelik İhracatçıları Birliği tarafından ülke savunması yapılan soruşturmaya ilişkin beklenen açıklama 11 Temmuz 2014 tarihinde ABD Ticaret Bakanlığı’ndan geldi. Karara göre ön belirleme sonucunda Türkiye ve Hindistan’ın soruşturma kapsamı dışında tutulduğu bildirildi. Böylece Türk “çelik çivi” ihracatçılarına ABD kapılarının kapanma tehlikesi de bertaraf oldu.

 

Türk çelikçilerini “çelik çivi” soruşturma sonucu sevindirirken; OCTG boruları soruşturma kararı ise üzdü…  

 

Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci konuyla ilgili yaptığı açıklamada; “Öncelikle ABD Ticaret Bakanlığını, çivi ihracatımız için verdiği adil ve tarafsız karar için kutluyorum. Bu sayede “çelik çivi” ihracatımız ABD pazarına kesintisiz olarak devam edecektir.  Bildiğiniz üzere ABD’li yerli üreticilerin şikâyetleri üzerine ülkemiz çelik ürünlerine yönelik açılan başka davalarda var. Örneğin OCTG borularına yönelik hem anti-damping hem de bir telafi edici vergi soruşturması yürütülmektedir” dedi.

 

OCTG borularına yönelik açılmış olan telafi edici vergi soruşturması sonucunun da 11 Temmuz 2014 tarihinde açıklandığını vurgulayan Ekinci, “ABD’li senatörlerin ilgili bakanlıklarına ithalata vergi getirilmesine dair yaptıkları baskı neticesinde ne yazık ki sonuç beklediğimiz gibi çıkmadı. Türk çelik boru üreticilerinden Borusan’ın Erdemir’den aldığı coil/rulo fiyatının piyasa fiyatlarından düşük olması ve Erdemir’in devlet kontrolünde olduğuna hükmedilmesi sonucu, Borusan yüzde 15,89, Tosçelik yüzde 2,53 ve diğer Türk firmaları ise yüzde 9,21 oranında vergiye tabi oldular. Verilen bu ara kararın yanlış mesnete dayandırılarak verginin haksız yere verildiği kanaati hakim olmuştur. Erdemir, Türkiye’nin en büyük çelik şirketinin olmasının yanı sıra dünya çapında da tanınan bir şirkettir. Yaklaşık 10 yılı aşkın süre önce özelleştirilmiş ve devletle hiçbir bağı bulunmamaktadır. ABD Ticaret Bakanlığının buna rağmen böyle bir karara varması bizi hem şaşırtmış hem de üzmüştür” diye belirtti.

 

Namık Ekinci, “söz konusu soruşturmanın  anti-damping kısmı henüz tamamlanmamış olup 15 Temmuz 2014 tarihinde Washington’da konuya ilişkin bir dinleme toplantısı gerçekleştirilecektir. Bu toplantı sonrası davanın zarar aşamasına bakan Uluslararası Ticaret Komisyonu’nun (ITC) nihai kararını Ağustos sonunda açıklanması bekleniyor. Anti-damping davasının diğer bir ayağı olan ABD Ticaret Bakanlığı Uluslararası Ticaret İdaresi (ITA) ise vergi oranlarını 14 Temmuz 2014 tarihinde açıkladı. İhracatçı firmalarımızdan depozito olarak alınacak vergiler, Ağustos ayında karar lehimize çıktığı takdirde kendilerine iade edilecek. Bu durumda; Yücel ve Borusan dışındaki firmalarımız 27 Kasım 2013 tarihinden itibaren yüzde 35,86 vergiye tabi olacak. Yücel Boru 25 Şubat 2014’te hesaplanan marjlar doğrultunda önleme tabi olmaya devam edecek, Borusan’a ise bu davada herhangi bir önlem uygulanmayacak(de minimis). Temennimiz, ABD Ticaret Bakanlığının “çelik çivi” soruşturmasında olduğu gibi OCTG boruları için de ABD’li senatörlerce yapılan baskıya rağmen “adil ve tarafsız” karar vermesi ve süreç içinde depozito olarak alınan vergilerin ihracatçılarımıza iade edilmesi yönündedir” diyerek sözlerini bitirdi.

 

Haberin Devamı
Advertisement
Yorum yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GIDA & İÇECEK

Gürok Grup’ta üst düzey atama

Yayın tarihi

-

Yazar:

Gürok Grup’un 2024 yılında tüketicilerle buluşturduğu, Türkiye’nin en yüksek magnezyum ve toplam mineral değerine sahip içecek ailesi AVOYA’nın Genel Müdürlük görevine Ümit Bayvas atandı.

Atamaya ilişkin değerlendirmede bulunan Gürok Grup Yönetim Kurulu Başkan Vekili Esin Güral Argat, şunları söyledi: “Ümit Bey’in hem global hem de yerel pazarlarda edindiği güçlü deneyimin, markamızın büyüme yolculuğuna değerli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. AVOYA ile tüketicilere doğal içeriklerle zenginleştirilmiş, yüksek mineral değerine sahip, yenilikçi bir içecek deneyimi sunuyoruz. Bu vizyonla daha geniş kitlelere ulaşma ve pazardaki konumumuzu daha da güçlendirme noktasında kendisine güvenimiz tam. Atamamızın hayırlı ve uğurlu olmasını diliyoruz.”

Birçok önde gelen küresel FMCG ve içecek şirketinde üst düzey yönetici olarak görev alan Ümit Bayvas, 30 yılı aşkın kariyeri boyunca farklı ülkelerde büyük ölçekli ticari ve organizasyonel dönüşüm projelerine liderlik etti. Türkiye, Orta Doğu, Afrika ve Kuzey Amerika gibi geniş coğrafyalarda dağıtım sistemleri, satış yapılanmaları ve pazara giriş stratejilerinin oluşturulmasına öncülük eden Bayvas, son dönemde uluslararası FMCG şirketlerine danışmanlık yaparak ticari mükemmeliyet, pazar genişlemesi ve “route-to-market” stratejileri konularında önemli projelere imza attı.

Gürok Grup, geçen sene hızlı tüketim ürünleri sektörüne AVOYA ile önemli bir adım atarak tüketicilere yüksek magnezyum oranı ve doğal bileşenleriyle yenilikçi içecekler sunuyor. AVOYA, Türkiye’nin toplam mineral ve magnezyum değeri en yüksek maden suyu olarak fark yaratıyor. Sektörde bir ilki gerçekleştirerek meyve ve bitki özleri ile zenginleştirilmiş, tamamen doğal içerikli formüllerle tüketicilere sunuluyor. Bu yenilikçi yaklaşımla AVOYA hem maden suyu hem de mineralli gazlı içecek kategorisinde devrim yaratmayı hedefliyor.

Haberin Devamı

Haberler

Dicle Elektrik’ten Ekosisteme Sürdürülebilir Aydınlatma Çözümü

Yayın tarihi

-

Yazar:

Sokak ve cadde aydınlatmalarında öncü bir yeniliğe imza atan Dicle Elektrik, EPDK Ar-Ge Komisyonu tarafından onaylanan “Makaralı Aydınlatma Direği” projesini titiz bir çalışmanın ardından başarıyla hayata geçirdi. Tasarruf sağlayan proje hakkında konuşan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, aydınlatma direklerinin yaygınlaşmasıyla elektrik sektöründe sıkça kullanılan sepetli kamyonetlerin kullanımının azalacağını, böylece her 100 kilometrede yüzde 30’a varan bir karbon ayak izi azalması sağlanabileceğini ifade etti.

Hizmet bölgesinde bulunan 6 ilde çevre odaklı sürdürülebilir çalışmalara imza atan Dicle Elektrik, devrim niteliğinde kabul edilebilecek bir projesini daha tamamladı. Dicle Elektrik Ar-Ge Merkezi mühendislerinin fikrinden doğan ve 18 aylık titiz bir çalışmanın ardından hayata geçirilen çevre ve çalışan dostu “Makaralı Aydınlatma Direği” projesi başarıyla tamamlandı.

Hem iş güvenliğine hem de çevre korumasına katkı
Makaralı Aydınlatma Direği projesinin, hem teknik hem de tasarım açısından aydınlatma sistemlerini iyileştirmek amacı taşıdığını belirten Dicle Elektrik Ar-Ge Direktörü Dr. Mustafa Çelikpençe, projenin detayları hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Çelikpençe, “Projemizle birlikte iş kazalarını azaltmak, zaman ve maliyet optimizasyonu sağlamak, personel iş yükünü hafifletmek ve aydınlatma sistemlerindeki sorunları hızlıca çözerek kullanıcı memnuniyetini artırmak hedefleniyor.

Yeni aydınlatma direklerimizden Diyarbakır Genel Müdürlük binamız önünde iki adet prototipi de sergiliyoruz. Bu yeni tasarım direkler, mevcut direklerin üzerine eklenen yeni bir konsol ile birlikte hareketli armatür mekanizmalarıyla donatıldı. Aydınlatmanın yanı sıra kamera, GSM, hoparlör gibi ekipmanlarla da entegre edilebilecek esneklikte tasarlanan direkler; hırsızlık benzeri olaylara maruz kalarak zarar görmesini engellemek için vandal kilit sistemi ile koruma altına alındı” diye konuştu.

“Karbon ayak izi yüzde 30’a varan oranda azalacak”
EPDK Ar-Ge Komisyonu tarafından onaylanan proje hakkında açıklamalarda bulunan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, projenin yaygınlaşması ile elektrik sektöründe sıkça kullanılan sepetli kamyonetlerin kullanımının azalacağını, böylece her 100 kilometrede yüzde 30’a varan bir karbon ayak izi azalması beklendiğini ifade etti. Arvas, Dicle Elektrik olarak elektrik dağıtım sektöründe sürdürülebilir ve yenilikçi çözümlerle kamuoyunun huzuruna çıkmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Ar-Ge çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Ar-Ge Merkezi açma izni alan ilk elektrik dağıtım şirketi olduk. Patent portföyümüzü genişletiyor olmaktan memnuniyet duymakla birlikte bu projenin çalışan güvenliğine yönelik olması ayrıca gurur verici. Bu kritik aşamanın ardından patent süreçlerine de başladık. Projenin tüm süreçlerinde emeği geçen Dicle Ar-Ge Merkezi çalışma arkadaşlarımızı tebrik ediyorum.” diye konuştu.

 

Haberin Devamı

Haberler

Türk Loydu, klaslamanın en önemli kuruluşu IACS’ın 12. üyesi oldu

Yayın tarihi

-

Yazar:

Türk Loydu, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün danışmanı statüsünde uluslararası bir kuruluş olan IACS’ın 12. üyesi olarak kabul edildi. Uluslararası Klaslama Kuruluşları Birliği (IACS) üyeliği, uluslararası deniz emniyeti, çevre koruma ve sürdürülebilirlik gibi kritik alanlarda Türk Loydu’nun etkisini artırarak, Türk denizcilik sektörünün uluslararası düzeyde daha fazla söz sahibi olmasına katkı sağlayacak.

1930’lara dayanan çalışmalarıyla resmi olarak 11 Eylül 1968 yılında kurulan, güvenli gemilere ve temiz denizlere adanmış olmanın yanı sıra, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün danışmanı statüsünde uluslararası bir kuruluş olan IACS; teknik destek, uyumluluk doğrulaması, araştırma ve geliştirme yoluyla deniz güvenliği ve düzenlemelerine benzersiz bir katkı sağlıyor. Dünyanın kargo taşıma tonajının %90’ından fazlası, IACS üyelerinin belirlediği sınıflandırma, inşaat ve ömür boyu uyumluluk kuralları ve standartları kapsamında yer alıyor. 2001 yılında SWEDAC’tan ISO 17021 standardına göre akreditasyon alarak bu kapsamda akredite edilen ilk ulusal kuruluş olan Türk Loydu Vakfı, 2006’ya gelindiğinde Paris Mou Yüksek Performans Listesi’nde ilk kez yer alan ve Avrupa Birliği’nden onaylanmış kuruluş olarak tescil ediliyor. 2011 yılında da küresel klaslama pazarının en önemli kuruluşu olan IACS tarafından klas kuruluşu statüsü ile tescil edilen Türk Loydu, günümüzde resmi olarak IACS üyeliğine hak kazanarak, birliğin 12. üyesi oluyor.

Konuyla ilgili olarak Türk Loydu tarafından, “Cumhuriyetimizin 100. yılında büyük onur!” başlığıyla servis edilen açıklamada, şu ifadeler kullanılıyor: “Günümüzde Türk Loydu, denizcilik sektörü başta olmak üzere enerjiden imalata, savunma sanayiinden lojistiğe kadar tüm sektörlerde; klaslama, denetim, kalite yönetim ve ileri mühendislik gibi birçok alanda hizmet veriyor. Çok sayıda bilimsel ve teknik konferanslarda yer almanın yanı sıra aynı zamanda eğitimler veriyor, çok sayıda öğrenciye burs desteği sağlıyor. 1962 yılında Gemi Mühendisleri Odası tarafından kurulan Türk Loydu bugüne kadar yaklaşık 3000 adet geminin klaslama hizmetinin yanı sıra, Türkiye ekonomisinin can damarı olan dünyaya mal olmuş projelere de imza atıyor. 61 yıllık tarihinde altmış biri aşkın dev proje, Türk Loydu’nun da imzası ve çalışmalarıyla hayata geçti. İstanbul Havalimanı, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü, Yüksek Hızlı Tren, TCG Anadolu Gemisi, Nene Hatun Sondaj Gemisi, Rize-Artvin Havalimanı, birçok futbol stadyumu bunlardan sadece birkaçıdır. Klaslama, yasal sertifikasyon, test, muayene, belgelendirme ve onaylanmış kuruluş hizmetlerini 2017 yılından itibaren Türk Loydu Uygunluk Değerlendirme Hizmetleri A.Ş. bünyesinde yerine getiren Türk Loydu Vakfı, fiziki alanlarının yeterliliği ve gelişmeye açık oluşu ile büyüme yolunda hızla ilerliyor. Türk Loydu, Türkiye’nin milli kuruluşudur. Yetkisi olan alanlar hemen hemen Türkiye’nin ekonomisine katkı sağlayan sektörlerin tamamını içermektedir ve IACS üyeliğimiz ile büyümenin, gelişmenin ve ülkemize katkı sağlamanın faydası ve gururu 100. yılında Türkiye Cumhuriyeti’nindir.”

Haberin Devamı

Trendler