Connect with us

Haberler

Goodyear, lastik etiket değerlerindeki liderliğini sürdürmeyi hedefliyor

Published

on

Goodyear’ın yüksek etiket değerleri, SUV ve cross-over araç segmentlerindeki lastikleri kapsayacak şekilde genişledi.

 

Goodyear; Cenevre Motor Show 2014’te yeni SUV lastik konseptinin tanıtımını gerçekleştirdi. Cenevre Motorshow’da Goodyear’ın SUV ve cross-over araç segmentlerindeki lastikleri kapsayan yüksek etiket değerlerine sahip portföyü de sergilendi.

_D444260m_HD

Goodyear; Cenevre Motor Show 2014’te yeni SUV lastik konseptinin tanıtımını gerçekleştirdi. Goodyear ’in potansiyel lastik teknolojileri üzerine devam eden araştırmalarının bir parçası olarak tasarlanan yeni lastik konsepti, şirketin gelecekte tüketicilerine yenilikçi ürünler sunmak için yürüttüğü çalışmalara dayanıyor.

Henüz ismi belirlenmeyen konsept, geniş merkezi kanala sahip, standart bir SUV lastiğe dayanarak geliştirilmiştir. Sahip olduğu bu kanal sayesinde, lastiğin, yol ile temas alanı azaltılarak, yuvarlanma direnci artırılmıştır. Bu, yakıt verimliliğini artırma ve araçtan açığa çıkan karbondioksit emisyonunu azaltma amacıyla yürütülen çalışmaları desteklemektedir. Yuvarlanma direncindeki azalma, araç motorlarının, zeminle temas esnasında ortaya çıkan sürtünmeye karşı lastiği ileri itmek için daha çok çalışmasına gerek olmadığı anlamına gelmektedir.

SUV lastik konseptinin sahip olduğu kanal, aynı zamanda ıslak zeminlerde lastiğin yolla temas alanında oluşan fazla miktardaki su ve çamuru boşaltmak için tasarlanmıştır. Böylece, lastiğin, ıslak yol tutuş gücü de artırılmıştır. Diğer pek çok konseptin aksine, Goodyear lastiği, bir jant üzerinde iki küçük lastiği bir arada tutmak yerine, yolla çift temas alanı olan tek bir SUV lastik gövdesi oluşturur. Böylece, lastik hala yolla çift temas alanına sahip olmanın faydalarını sunarken, diğer yandan da SUV yük ağırlığını destekler.Goodyear’ın geliştirdiği yeni SUV lastik tasarımının bir diğer avantajı, lastiğin üzerindeki kanalın  oluşumu için önemli boyutta kauçukların çıkarılmasıyla lastiğin toplam ağırlığının azalmasıdır. Bu azalım sayesinde, daha az kauçuk ile üretilmiş daha hafif bir ürün elde edilir.

Lüksemburg’da bulunan Goodyear Inovasyon Merkezi (GICL)’nin Genel Müdürü Jean-Pierre Jeusette yeni SUV lastik tasarımı ile ilgili olarak; “Biz Goodyear’da daima, gelecekteki gelişim alanlarına ilişkin ana fırsatları tespit etmeye çalışıyoruz. Hem Avrupa hem de ABD’deki araştırma ve geliştirme tesislerimizde yeni fikirleri ve konseptleri tartışarak, analiz ederek, öğrenerek, tasarlayarak ve geliştirerek yüzlerce saatimizi harcıyoruz. Tüm bu çalışmalar sonucunda, daha sonraki ürün geliştirmelerini başlatmada kullanılan lastik konseptleri şekilleniyor. SUV lastik tasarımı dünyaya, Goodyear’daki gelişim sürecinin bir örneğini sunuyor. Pazara yeni ve inovatif ürünler sunmak amacıyla uyguladığımız lastik geliştirme süreci devam edecek.

Goodyear; yeni SUV konsept lastiğini piyasaya sunmak üzere tasarlamıyor ancak bu ürününü 2014 Cenevre Motorshow’da Hyundai Intrado konsept aracına takarak, lastik etiketinin iki önemli kriteri olan yuvarlanma direncinin ve ıslak zemin yol tutuşunun önemine dikkat çekiyor.

Bu ürün, ayrıca Auto-Clean Hydrophobic özelliğine sahip. Bu özelliği sayesinde, lastik, sürüş esnasında üzerinde bulunabilecek çamuru ve diğer katı maddeleri kolayca sırtından atabiliyor.  Bu özellik ayrıca, lastiğin sırt kanallarında bulunan geliştirilmiş gürültü azaltıcı yapısı ile, sürüş esnasında lastikten kaynaklanan gürültünün de azaltılmasını sağlayarak daha keyifli bir  sürüş sunuyor.

Konuyla ilgili olarak Jeusette; “2012’de AA lastik etiketli bir konsept lastiğin tanıtımını yaptığımızda, bu konsept, Avrupa pazarı için yüksek etiket değerlerine sahip, yeni bir ürün portföyünün geliştirilmesi için zemin hazırladı. Bugün, Goodyear’ın EfficientGrip Performance lastiği pazardaki mevcut yüksek etiket değerlerine sahip bir ürün. Yaratılan bu konsept ürünler, gelişim sürecimizin bütünleyici bir parçasıdır. Bu konsept ürünler ayrıca, yol güvenliğini, sürüş konforunu ve ürünlerimiz için sürdürülebilir çözümler sunmadaki başarılarımızı artırmak için tasarlanan yeni teknolojileri tespit etmemizde ve geliştirmemizde bize destek olmaktadır” dedi.

Goodyear’ın yeni ürünü tamamen bir tasarımdır ve Goodyear’ın devam eden araştırmalarının bir parçasıdır. Bu ürünün sırtı ve tüm tasarımı ilham kaynağı olması amacıyla geliştirilmiş olup, herhangi bir araca takılmak üzere tasarlanmamıştır.

EfficientGrip SUV, ait olduğu ürün grubunda en yüksek etiket değerine(BA) sahip ilk lastik

Goodyear; küçük ve orta büyüklükteki araçlar için ürettiği ve yüksek etiket değerlerine sahip lastiklerden sonra, şimdi de SUV ve cross-over araç segmentleri üzerine yoğunlaşıyor ve bu yıl Cenevre Motorshow’da yüksek etiket değerlerine sahip SUV ve cross-over araç lastiklerini sergiliyor. Cenevre’de 215/50R17 ebadıyla sergilenen Goodyear EfficientGrip SUV, ait olduğu ürün gamında en yüksek etiket değerine (BA) sahip ilk lastik. Bu etiket değerleri, EfficientGrip SUV’nin sahip olduğu ana faydalarının yerine getirilmesini de destekliyor.

EfficientGrip SUV, düşük yuvarlanma direncinde B etiket değerine sahip ve Goodyear’ın “Yakıt Tasarrufu Teknolojisi” ile geliştirilmiş olmasıyla, yakıt tüketiminin ve karbondioksit emisyonunun azaltılmasına da yardımcı oluyor. Goodyear tarafından lastik sırtında kullanılmak üzere geliştirilen ve çekiş gücünü artıran özel hamur sayesinde, EfficientGrip SUV ıslak zeminde artırılmış yol tutuşu sağlar. Bu performansıyla da ıslak zemin frenlemede A etiket değerini almaya hak kazanmıştır.

Goodyear’ın lastik etiketleme uygulamasındaki önemli başarılarının bir diğer örneği ise BB etiket değerine sahip Eagle F1 Asymmetric SUV lastiğidir. Bu ürün, BB etiket değeriyle Eagle F1 Asymmetric SUV kategorisi altında yer alan ilk lastiktir.

Goodyear Avrupa, Orta Doğu, Afrika Bölgesi (EMEA) Tüketici Lastiklerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Michel Rzonzef; “Lastik etiketlemesinde yüksek dereceler alan ürünleri geliştirmek, Goodyear’ın son iki yıldaki en temel önceliğidir. Goodyear olarak, lastik etiketlemesinin uygulanmaya başlanmasından bu yana, bayilerin ve son tüketicilerin satın alımlarındaki karar alma sürecinde, etiketlemenin önemli bir rol oynadığını vurguluyoruz” dedi. Bu durumun Goodyear tarafından sürdürülen araştırmalar tarafından da doğrulandığının altını çizen Rzonzef; “Elbette ki, biz de yalnızca etiket değerlerinin değil; aynı zamanda, kaliteli ürün geliştirmede kullandığımız dahili testlerimiz kapsamındaki 50 kriterinin de başında gelen ‘dengeli lastik üretme’ taraftarıyız” şeklinde konuştu.

Goodyear’ın destekleriyle, bağımsız bir araştırma şirketi tarafından yapılan anket sonuçlarına göre, etiketin lastik satın alma kararını vermede önemli bir etken olduğu ortaya konulmuştu. Bu araştırmaya göre, bayilerin % 53’ü satış argümanlarında lastik etiketi kullanırken[1] bunun tüketici satın alma davranışları üzerine etkisi daha şimdiden % 36 gibi yüksek bir orana ulaşıyor[2].

Rzonzef: “Bugün, Goodyear olarak yüksek teknolojilerimizi , SUV ve cross-over segmentlerini de kapsayacak şekilde genişletiyoruz. Söz konusu yakıt verimliliği olduğunda, SUV ve cross-over araçları zorlayıcı olarak değerlendirilen segmentlerdir. Biz Goodyear olarak, bu algıyı lastik etiket değerleri aracılığıyla değiştirmede önemli bir rol sahibi olduğumuza inanıyoruz. SUV ve cross-over pazarı büyüdükçe, bu segmentteki yüksek etiket değerlerine sahip lastiklere olan talep de büyüyecektir. Lastik etiketleme uygulamasına ve bu alandaki OEM (Orijinal Malzeme Üreticisi) ortaklarımıza olan bağlılığımız gayet açıktır ve gelecekte, bu alanda daha büyük başarıları sizlerle paylaşmayı heyecanla bekliyoruz” dedi.

Continue Reading
Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Dicle Elektrik’ten Ekosisteme Sürdürülebilir Aydınlatma Çözümü

Published

on

By

Sokak ve cadde aydınlatmalarında öncü bir yeniliğe imza atan Dicle Elektrik, EPDK Ar-Ge Komisyonu tarafından onaylanan “Makaralı Aydınlatma Direği” projesini titiz bir çalışmanın ardından başarıyla hayata geçirdi. Tasarruf sağlayan proje hakkında konuşan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, aydınlatma direklerinin yaygınlaşmasıyla elektrik sektöründe sıkça kullanılan sepetli kamyonetlerin kullanımının azalacağını, böylece her 100 kilometrede yüzde 30’a varan bir karbon ayak izi azalması sağlanabileceğini ifade etti.

Hizmet bölgesinde bulunan 6 ilde çevre odaklı sürdürülebilir çalışmalara imza atan Dicle Elektrik, devrim niteliğinde kabul edilebilecek bir projesini daha tamamladı. Dicle Elektrik Ar-Ge Merkezi mühendislerinin fikrinden doğan ve 18 aylık titiz bir çalışmanın ardından hayata geçirilen çevre ve çalışan dostu “Makaralı Aydınlatma Direği” projesi başarıyla tamamlandı.

Hem iş güvenliğine hem de çevre korumasına katkı
Makaralı Aydınlatma Direği projesinin, hem teknik hem de tasarım açısından aydınlatma sistemlerini iyileştirmek amacı taşıdığını belirten Dicle Elektrik Ar-Ge Direktörü Dr. Mustafa Çelikpençe, projenin detayları hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Çelikpençe, “Projemizle birlikte iş kazalarını azaltmak, zaman ve maliyet optimizasyonu sağlamak, personel iş yükünü hafifletmek ve aydınlatma sistemlerindeki sorunları hızlıca çözerek kullanıcı memnuniyetini artırmak hedefleniyor.

Yeni aydınlatma direklerimizden Diyarbakır Genel Müdürlük binamız önünde iki adet prototipi de sergiliyoruz. Bu yeni tasarım direkler, mevcut direklerin üzerine eklenen yeni bir konsol ile birlikte hareketli armatür mekanizmalarıyla donatıldı. Aydınlatmanın yanı sıra kamera, GSM, hoparlör gibi ekipmanlarla da entegre edilebilecek esneklikte tasarlanan direkler; hırsızlık benzeri olaylara maruz kalarak zarar görmesini engellemek için vandal kilit sistemi ile koruma altına alındı” diye konuştu.

“Karbon ayak izi yüzde 30’a varan oranda azalacak”
EPDK Ar-Ge Komisyonu tarafından onaylanan proje hakkında açıklamalarda bulunan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, projenin yaygınlaşması ile elektrik sektöründe sıkça kullanılan sepetli kamyonetlerin kullanımının azalacağını, böylece her 100 kilometrede yüzde 30’a varan bir karbon ayak izi azalması beklendiğini ifade etti. Arvas, Dicle Elektrik olarak elektrik dağıtım sektöründe sürdürülebilir ve yenilikçi çözümlerle kamuoyunun huzuruna çıkmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Ar-Ge çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Ar-Ge Merkezi açma izni alan ilk elektrik dağıtım şirketi olduk. Patent portföyümüzü genişletiyor olmaktan memnuniyet duymakla birlikte bu projenin çalışan güvenliğine yönelik olması ayrıca gurur verici. Bu kritik aşamanın ardından patent süreçlerine de başladık. Projenin tüm süreçlerinde emeği geçen Dicle Ar-Ge Merkezi çalışma arkadaşlarımızı tebrik ediyorum.” diye konuştu.

 

Continue Reading

Haberler

Türk Loydu, klaslamanın en önemli kuruluşu IACS’ın 12. üyesi oldu

Published

on

By

Türk Loydu, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün danışmanı statüsünde uluslararası bir kuruluş olan IACS’ın 12. üyesi olarak kabul edildi. Uluslararası Klaslama Kuruluşları Birliği (IACS) üyeliği, uluslararası deniz emniyeti, çevre koruma ve sürdürülebilirlik gibi kritik alanlarda Türk Loydu’nun etkisini artırarak, Türk denizcilik sektörünün uluslararası düzeyde daha fazla söz sahibi olmasına katkı sağlayacak.

1930’lara dayanan çalışmalarıyla resmi olarak 11 Eylül 1968 yılında kurulan, güvenli gemilere ve temiz denizlere adanmış olmanın yanı sıra, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün danışmanı statüsünde uluslararası bir kuruluş olan IACS; teknik destek, uyumluluk doğrulaması, araştırma ve geliştirme yoluyla deniz güvenliği ve düzenlemelerine benzersiz bir katkı sağlıyor. Dünyanın kargo taşıma tonajının %90’ından fazlası, IACS üyelerinin belirlediği sınıflandırma, inşaat ve ömür boyu uyumluluk kuralları ve standartları kapsamında yer alıyor. 2001 yılında SWEDAC’tan ISO 17021 standardına göre akreditasyon alarak bu kapsamda akredite edilen ilk ulusal kuruluş olan Türk Loydu Vakfı, 2006’ya gelindiğinde Paris Mou Yüksek Performans Listesi’nde ilk kez yer alan ve Avrupa Birliği’nden onaylanmış kuruluş olarak tescil ediliyor. 2011 yılında da küresel klaslama pazarının en önemli kuruluşu olan IACS tarafından klas kuruluşu statüsü ile tescil edilen Türk Loydu, günümüzde resmi olarak IACS üyeliğine hak kazanarak, birliğin 12. üyesi oluyor.

Konuyla ilgili olarak Türk Loydu tarafından, “Cumhuriyetimizin 100. yılında büyük onur!” başlığıyla servis edilen açıklamada, şu ifadeler kullanılıyor: “Günümüzde Türk Loydu, denizcilik sektörü başta olmak üzere enerjiden imalata, savunma sanayiinden lojistiğe kadar tüm sektörlerde; klaslama, denetim, kalite yönetim ve ileri mühendislik gibi birçok alanda hizmet veriyor. Çok sayıda bilimsel ve teknik konferanslarda yer almanın yanı sıra aynı zamanda eğitimler veriyor, çok sayıda öğrenciye burs desteği sağlıyor. 1962 yılında Gemi Mühendisleri Odası tarafından kurulan Türk Loydu bugüne kadar yaklaşık 3000 adet geminin klaslama hizmetinin yanı sıra, Türkiye ekonomisinin can damarı olan dünyaya mal olmuş projelere de imza atıyor. 61 yıllık tarihinde altmış biri aşkın dev proje, Türk Loydu’nun da imzası ve çalışmalarıyla hayata geçti. İstanbul Havalimanı, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü, Yüksek Hızlı Tren, TCG Anadolu Gemisi, Nene Hatun Sondaj Gemisi, Rize-Artvin Havalimanı, birçok futbol stadyumu bunlardan sadece birkaçıdır. Klaslama, yasal sertifikasyon, test, muayene, belgelendirme ve onaylanmış kuruluş hizmetlerini 2017 yılından itibaren Türk Loydu Uygunluk Değerlendirme Hizmetleri A.Ş. bünyesinde yerine getiren Türk Loydu Vakfı, fiziki alanlarının yeterliliği ve gelişmeye açık oluşu ile büyüme yolunda hızla ilerliyor. Türk Loydu, Türkiye’nin milli kuruluşudur. Yetkisi olan alanlar hemen hemen Türkiye’nin ekonomisine katkı sağlayan sektörlerin tamamını içermektedir ve IACS üyeliğimiz ile büyümenin, gelişmenin ve ülkemize katkı sağlamanın faydası ve gururu 100. yılında Türkiye Cumhuriyeti’nindir.”

Continue Reading

Haberler

Su kaynaklarımızı korumamıza yardımcı olacak yöntemler

Published

on

By

Su, dünyamızdaki yaşamın kaynağı ve canlı ekosisteminin hayatını devam ettirebilmesi için de ihtiyaç duyduğu en temel öğe. Dünyamızın milyonlarca yıldır sürdürdüğü ve kendi kendini temizleyerek canlılara hayat veren su döngüsü, yine insan etkisi ile son yıllarda iyice bozulmaya başladı. Bilinçsiz su kullanımı ve tüketimi, hızlı sanayileşme, büyüyen şehirler ve yanlış tarım uygulamaları gibi birçok farklı faktör suyumuzun kirlenmesine ve kendi içerisindeki döngüsünün bozulmasına yol açıyor. Yarattığımız bu kirliliğe ve su döngüsüne verdiğimiz zarara dur diyecek olan da yine bizleriz. 150 yılı aşkın köklü geçmişiyle müşterilerine hizmet veren Generali Sigorta, 22 Mart Dünya Su Günü’nde suyumuzu nasıl temiz tutabileceğimiz, israf etmeden kullanabileceğimiz ve koruyabileceğimize dair ipuçlarını paylaştı.

Atıklar doğrudan suya boşaltılmamalı

Suyumuzu en çok kirleten öğelerden birinin bilinçsiz ve kontrolsüz şekilde doğaya bırakılan atıklar olduğu biliniyor. En basit haliyle gün içerisinde mutfaktan boşaltılan ve suya karışan yemek artıkları, kullanılmış yağlar, suya atılan peçete ve kağıtlar, kanalizasyona dökülen atıklar doğrudan suya karışarak kirlenmesine neden oluyor. Bu da suyun temas ettiği toprağın kirlenmesi ve kendi içindeki dengesinin bozulmasına, aynı zamanda da bu suları tüketen evcil hayvan ya da insanların hastalanmasına yol açıyor. Atık kontrolünün hem bireysel hem de şirketler ya da kamu kurumları tarafından çok iyi yapılması, suyun korunması ve temiz tutulması için atılabilecek en önemli adımlardan.

Suyu boşa kullanımı engellenmeli

Suyumuz, hayatımızı devam ettirmemiz için ihtiyaç duyduğumuz en önemli kaynak. Bunun için de tek damlasının bile israf edilmemesi, boşa akıtılmaması ve kullanılmaması çok önemli. Özellikle evlerin içerisinde elde bulaşık yıkamak, el yıkarken ya da diş fırçalarken suyu boşa akıtmak, bozuk su tesisatlarını tamir ettirmemek, sık ve gereksiz yere araç yıkatmak, bahçe sulama gibi işlemler için damlama gibi etkin yöntemleri kullanmamak suyun israf edildiği örnekler arasında. Bu ve benzeri kullanım yanlışlarının da önüne geçerek suyumuzu koruma altına almak ise çok önemli.

Plastik kullanımından vazgeçilmeli

Suyumuzu en çok kirleten maddelerden biri de plastik. Günlük hayatımızda birçok noktada kullandığımız ve doğaya doğrudan zarar veren plastikler, suyun içerisinde yüzlerce yıl bozulmayarak kirletici özelliklerini koruyor. Bunun için plastik poşetler, şişe sular gibi ürünlerin kullanımının sıfıra indirilmesi gerekiyor. Doğaya bırakılan her bir plastik madde, canlı ekosistemini de doğrudan etkileyerek yaşam alanlarını tahrip ediyor.

Çevreyi kirleten ürünlerin kullanımı azaltılmalı

Gün içerisinde sıkça kullanılan, plastiğin yanı sıra geri dönüştürülemeyen farklı materyallerden oluşan ürünlerin kullanımı da suyumuzu kirleten unsurlar arasında. Deodorant, parfüm gibi ürünlerin hem üretimi hem de kullanımı sırasında yapılan hatalar da su kaynaklarının uzun vadede farklı kimyasallarla kirlenmesine neden oluyor. Yine buna benzer kişisel bakım ürünleri ve kozmetikler de suyun kirlenmesini sağlıyor. Bu ürünlerin kullanımı sonrasında yıkanması sırasında karışan kimyasal maddeler, su kaynaklarına ulaşarak doğanın dengesinin bozulmasına yol açıyor. Bunun için doğa dostu olan, sertifikalı ve kirlenmeyi azaltacak ürünlerin tercih edilmesi de etkili bir yöntem olabilir.

Deniz, göl ve nehirlerin temiz tutulması gerekiyor

Su döngüsünün en önemli parçalarından biri olan ve ana su kaynakları arasında da sayılan denizlerin, göllerin ve nehirlerin de kirletilmemesi ve korunması gerekiyor. Bu su kaynaklarına çöp atılmaması, var olan çöplerin temizlenmesi ve hiçbir şekilde atık karıştırılmaması suyun korunması için çok önemli. Özellikle su döngüsünün önemli bir parçası olan tatlı su kaynaklarının kirletilmemesi için bireysel olarak harekete geçilmesi canlı hayatın devamlılığı için de gerekli noktalardan biri olarak öne çıkıyor.

Pil atıklarına dikkat edilmesi

Günlük hayatta bir güç kaynağı olarak kullanılan piller, suyu ve toprağı kirleten en önemli maddeler arasında. İçerisinde bulunan cıva, kurşun, nikel gibi ağır metaller, atık olarak doğaya bırakıldıklarında uzunca bir süre kirlenmeye sebebiyet verebiliyor. Bu sebeple pillerin mutlaka toplanması, uygun alanlara atık olarak bırakılması, imha edilmesi ya da geri dönüştürülmesi gerekiyor. Pillerin suya hiçbir şekilde temas ettirilmemesi büyük önem taşıyor.

Continue Reading

Yorumlar

  • {{{ review.rating_post_title }}}
    User Avatar
    {{{ review.rating_title }}}

    {{{review.rating_comment | sstr | nl2br}}}

    Show

Trendler