Connect with us

Haberler

Türkiye’nin kiremit markası Kılıçoğlu’na her süreçte IFS ERP imzası

Published

on

 

Global kurumsal yazılım pazarının lider isimlerinden IFS’in uzun soluklu müşterilerinden olan ENDEL Şirketler Grubu 2003 yılında başladığı IFS ERP projesine yeni versiyon çalışmaları ile devam ediyor. Bünyesinde 1924’den beri Türk Yapı sektörüne hizmet veren kiremit ve çatı sistemlerinin usta ismi Kılıçoğlu markasının da bulunduğu Kırmızı (Pişmiş Kil) grubu ve Arçelik, Bosh, Vestel gibi büyük markalara hizmet veren beyaz eşya yan sanayi grubu da dahil olmak üzere 8 firmada IFS ERP sisteminin kullanıldığı Endel Şirketler Grubu, 2011 yılında geçiş yaptığı IFS Uygulamaları 7.5 versiyonu sayesinde tam entegre ve konsolide bir sistem ile büyüyüşünü sürdürüyor.

Endel Şirketler Grubu bünyesinde bulunan şirketlere IFS ERP ve Bilgi Yönetim Sistemleri ile ilgili konularda destek olan Endel Bilgi Yönetim Sistemleri Müdürü İbrahim Kaygın ve ekibi, Endel bünyesindeki sürdürülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Türkiye’nin kiremit, tuğla ve çatı sistemleri konularında en eski ve en büyük markası Kılıçoğlu’nu da bünyesinde bulunduran Endel Şirketler Grubu IFS ERP ile maliyet muhasebesinden, dahilide işleme belgesinin sistemden takibi dahil tüm dış ticaret süreçlerine, grup firmaları arasında otomatik mal alış-verişi sağlayan intersite yapısının kurulmasından fason işlemlerine kadar tüm süreçlerini IFS ERP sistemi üzerinden yürütüyor.

Ambar yönetimi tarafında Koatik Depo Yönetimi yapısını benimseyen şirket, ürünlerin depoda hangi lokasyonda olduğunu tarifleyerek stok yönetimi süreçlerinin hızlanmasını sağlıyor, FİFO mantığı ile kontrol edilen depoda anlık sayım bilgilerine ulaşılabiliyor.

IFS E-Fatura uygulamasının Nisan ayını beklemeye gerek kalmadan başlandığını belirten İbrahim Kaygın, e-devlet uygulaması için de çalışmaların sürdüğünü aktarıyor.

Planlama departmanındaki çalışmaların devam ettiği IFS ERP Projesinde, ileri derecede planlama aracı olan IFS’in kısıt bazlı kapasite planlama modüllerinden Advance Planning Board uygulaması için çalışmaları başlattıklarını anlatan Kaygın, “bununla birlikte RRP (Resource Requirements Planning – Kaynak İhtiyaç Planlama) ve CRP (Capacity Requirements Planning – Kapasite İhtiyaç Planlama) çalışmalarını bitirdik, grup içinde bu yapıyı yayma çalışmalarımız devam ediyor. Bu çalışmalar Endel için büyük fark yaratacak” dedi.

ıfs2

IFS Bayi ve Kampanya Yönetimi büyük kolaylık sağlıyor

25 ana distribütör firma ve 500 satış noktası dağıtım ağı ile çalışan Kılıçoğlu bünyesinde uygulamaya alınan IFS ERP Bayi ve Kampanya Yönetimi ile satış süreçlerinde hız ve kolaylık sağlanıyor. Daha öncesinde satış siparişleri ile ayrılmaya çalışılan kampanya siparişleri artık anlık raporlar ile IFS ERP’den alınabiliyor. Birebir IFS ERP’deki Bayi ve Kampanya Yönetimi yapısının kullanıldığı Kılıçoğlu’nda kişiye, belirli müşterilere özel ya da fiyat listelerine göre kampanya oluşturulabiliyor. Oluşan kampanyada satış sipariş aşamasında ürünleri seçerek otomatik olarak fiyat alınıyor ve bakiyeler otomatik olarak izleniyor. Kampanyada bayinin ya da distribütörün ne kadar açık bakiyesinin olduğu görülebiliyor. Ödemeler kampanya ile eşleştiriliyor. İlgili kampanyaya yönelik ne kadar ödeme yapılmış,  ne kadar açık bakiye var gibi detaylar görülebiliyor. Bayi ve alt bayiler takip edilebiliyor. Bayi ve Kampanya Yönetimi çalışmalarına ilişkin olarak “Fiyat yönetimi, müşteriye özel kampanya ve özel fiyat listesi oluşturma, kampanya sonuç raporlarının ve analizlerinin alınması gibi özellikler bu alandaki çalışmaları oldukça kolaylaştırdığını belirten Kaygın, “ VPN ler aracılığı ile merkeze bağlanan distribütörlerimiz kendi siparişlerini IFS’e bağlanarak girebiliyor ve sipariş durumlarını takip edebiliyor. Siparişleri nerede? Hangi aşamada? Yüklendi mi? Hangi kamyona yüklenmiş? Cari durumları ne? Gibi pek çok sorunun cevaplarını kendileri alabiliyorlar” dedi.

Üretim bölümünde” veri toplama sistemi” ile yapılan entegrasyonun başarılı olması ile veriye otomatik olarak ulaştıklarını kaydeden Kaygın, fason kurgularının yapıldığını, giriş kalite kontrol sistemi ile gelen ürünün kontrollerinin yapılarak raporlanmasının sağlandığını, en yakın zamanda da CRM, Doküman Yönetimi ve B2B uygulamalarının da siteme dahil edileceğini belirtti.

Endel Grup’un yazılımın standardına müdahale etmeden IFS’in standart süreçlerini kullanarak, şirket içinde yaygınlaştırmak konusunda belirlenmiş bir uygulama anlayışı bulunuyor. Bu çalışma tarzının özellikle sürüm güncellemelerinde büyük bir avantaj sağladığını belirten Kaygın “Bilgi sistemleri Bölümünde yer alan Bilgi Yönetim Sistemleri Uzmanı Özlem Yılmaz ve Mürsel Bingöl ile tüm grup şirketlerine hizmet veriyoruz. Bölüme gelen talepler toplanıp, değerlendirilip, uygunsa plana dahil ediliyor, bu şekilde önceliklere bağlı kalınarak ilerliyoruz” dedi.

IFS’in destek ekipleri ve danışmanlarından tam destek alıyoruz.

ERP almanın knowhow almak olduğunu, ürünü standart olarak kullanmanın bu faydayı en iyi şekilde sunduğunu ifade eden Kaygın, bunun yönetsel açıdan da rahat olduğunu çünkü şirketlerde  çalışanlar ve kurumun yapısı değişse bile standart bir yapı ile sürdürülebilir olma şansı elde edildiğini belirtiyor.

8 firmada 6 ayda ERP süreçlerinin tamamlandığını vurgulayan Kaygın, IFS’in danışmanlık ekipleri ile yürüttükleri uyumlu çalışma ve IFS’in destek konusunda gösterdiği titizliğin bu hızda büyük etken olduğunu belirtiyor. “Şu anda da ekipten çok memnunuz. Güvenebileceğimiz ve bilgili bir ekibin olması bizim versiyon geçişi projemizde de büyük kolaylık oldu. Gebze Manisa Ankara, Eskişehir gibi pek çok lokasyonda bize bu desteği sundular. “ dedi.

Continue Reading
Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Dicle Elektrik’ten Ekosisteme Sürdürülebilir Aydınlatma Çözümü

Published

on

By

Sokak ve cadde aydınlatmalarında öncü bir yeniliğe imza atan Dicle Elektrik, EPDK Ar-Ge Komisyonu tarafından onaylanan “Makaralı Aydınlatma Direği” projesini titiz bir çalışmanın ardından başarıyla hayata geçirdi. Tasarruf sağlayan proje hakkında konuşan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, aydınlatma direklerinin yaygınlaşmasıyla elektrik sektöründe sıkça kullanılan sepetli kamyonetlerin kullanımının azalacağını, böylece her 100 kilometrede yüzde 30’a varan bir karbon ayak izi azalması sağlanabileceğini ifade etti.

Hizmet bölgesinde bulunan 6 ilde çevre odaklı sürdürülebilir çalışmalara imza atan Dicle Elektrik, devrim niteliğinde kabul edilebilecek bir projesini daha tamamladı. Dicle Elektrik Ar-Ge Merkezi mühendislerinin fikrinden doğan ve 18 aylık titiz bir çalışmanın ardından hayata geçirilen çevre ve çalışan dostu “Makaralı Aydınlatma Direği” projesi başarıyla tamamlandı.

Hem iş güvenliğine hem de çevre korumasına katkı
Makaralı Aydınlatma Direği projesinin, hem teknik hem de tasarım açısından aydınlatma sistemlerini iyileştirmek amacı taşıdığını belirten Dicle Elektrik Ar-Ge Direktörü Dr. Mustafa Çelikpençe, projenin detayları hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Çelikpençe, “Projemizle birlikte iş kazalarını azaltmak, zaman ve maliyet optimizasyonu sağlamak, personel iş yükünü hafifletmek ve aydınlatma sistemlerindeki sorunları hızlıca çözerek kullanıcı memnuniyetini artırmak hedefleniyor.

Yeni aydınlatma direklerimizden Diyarbakır Genel Müdürlük binamız önünde iki adet prototipi de sergiliyoruz. Bu yeni tasarım direkler, mevcut direklerin üzerine eklenen yeni bir konsol ile birlikte hareketli armatür mekanizmalarıyla donatıldı. Aydınlatmanın yanı sıra kamera, GSM, hoparlör gibi ekipmanlarla da entegre edilebilecek esneklikte tasarlanan direkler; hırsızlık benzeri olaylara maruz kalarak zarar görmesini engellemek için vandal kilit sistemi ile koruma altına alındı” diye konuştu.

“Karbon ayak izi yüzde 30’a varan oranda azalacak”
EPDK Ar-Ge Komisyonu tarafından onaylanan proje hakkında açıklamalarda bulunan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, projenin yaygınlaşması ile elektrik sektöründe sıkça kullanılan sepetli kamyonetlerin kullanımının azalacağını, böylece her 100 kilometrede yüzde 30’a varan bir karbon ayak izi azalması beklendiğini ifade etti. Arvas, Dicle Elektrik olarak elektrik dağıtım sektöründe sürdürülebilir ve yenilikçi çözümlerle kamuoyunun huzuruna çıkmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Ar-Ge çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Ar-Ge Merkezi açma izni alan ilk elektrik dağıtım şirketi olduk. Patent portföyümüzü genişletiyor olmaktan memnuniyet duymakla birlikte bu projenin çalışan güvenliğine yönelik olması ayrıca gurur verici. Bu kritik aşamanın ardından patent süreçlerine de başladık. Projenin tüm süreçlerinde emeği geçen Dicle Ar-Ge Merkezi çalışma arkadaşlarımızı tebrik ediyorum.” diye konuştu.

 

Continue Reading

Haberler

Türk Loydu, klaslamanın en önemli kuruluşu IACS’ın 12. üyesi oldu

Published

on

By

Türk Loydu, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün danışmanı statüsünde uluslararası bir kuruluş olan IACS’ın 12. üyesi olarak kabul edildi. Uluslararası Klaslama Kuruluşları Birliği (IACS) üyeliği, uluslararası deniz emniyeti, çevre koruma ve sürdürülebilirlik gibi kritik alanlarda Türk Loydu’nun etkisini artırarak, Türk denizcilik sektörünün uluslararası düzeyde daha fazla söz sahibi olmasına katkı sağlayacak.

1930’lara dayanan çalışmalarıyla resmi olarak 11 Eylül 1968 yılında kurulan, güvenli gemilere ve temiz denizlere adanmış olmanın yanı sıra, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün danışmanı statüsünde uluslararası bir kuruluş olan IACS; teknik destek, uyumluluk doğrulaması, araştırma ve geliştirme yoluyla deniz güvenliği ve düzenlemelerine benzersiz bir katkı sağlıyor. Dünyanın kargo taşıma tonajının %90’ından fazlası, IACS üyelerinin belirlediği sınıflandırma, inşaat ve ömür boyu uyumluluk kuralları ve standartları kapsamında yer alıyor. 2001 yılında SWEDAC’tan ISO 17021 standardına göre akreditasyon alarak bu kapsamda akredite edilen ilk ulusal kuruluş olan Türk Loydu Vakfı, 2006’ya gelindiğinde Paris Mou Yüksek Performans Listesi’nde ilk kez yer alan ve Avrupa Birliği’nden onaylanmış kuruluş olarak tescil ediliyor. 2011 yılında da küresel klaslama pazarının en önemli kuruluşu olan IACS tarafından klas kuruluşu statüsü ile tescil edilen Türk Loydu, günümüzde resmi olarak IACS üyeliğine hak kazanarak, birliğin 12. üyesi oluyor.

Konuyla ilgili olarak Türk Loydu tarafından, “Cumhuriyetimizin 100. yılında büyük onur!” başlığıyla servis edilen açıklamada, şu ifadeler kullanılıyor: “Günümüzde Türk Loydu, denizcilik sektörü başta olmak üzere enerjiden imalata, savunma sanayiinden lojistiğe kadar tüm sektörlerde; klaslama, denetim, kalite yönetim ve ileri mühendislik gibi birçok alanda hizmet veriyor. Çok sayıda bilimsel ve teknik konferanslarda yer almanın yanı sıra aynı zamanda eğitimler veriyor, çok sayıda öğrenciye burs desteği sağlıyor. 1962 yılında Gemi Mühendisleri Odası tarafından kurulan Türk Loydu bugüne kadar yaklaşık 3000 adet geminin klaslama hizmetinin yanı sıra, Türkiye ekonomisinin can damarı olan dünyaya mal olmuş projelere de imza atıyor. 61 yıllık tarihinde altmış biri aşkın dev proje, Türk Loydu’nun da imzası ve çalışmalarıyla hayata geçti. İstanbul Havalimanı, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü, Yüksek Hızlı Tren, TCG Anadolu Gemisi, Nene Hatun Sondaj Gemisi, Rize-Artvin Havalimanı, birçok futbol stadyumu bunlardan sadece birkaçıdır. Klaslama, yasal sertifikasyon, test, muayene, belgelendirme ve onaylanmış kuruluş hizmetlerini 2017 yılından itibaren Türk Loydu Uygunluk Değerlendirme Hizmetleri A.Ş. bünyesinde yerine getiren Türk Loydu Vakfı, fiziki alanlarının yeterliliği ve gelişmeye açık oluşu ile büyüme yolunda hızla ilerliyor. Türk Loydu, Türkiye’nin milli kuruluşudur. Yetkisi olan alanlar hemen hemen Türkiye’nin ekonomisine katkı sağlayan sektörlerin tamamını içermektedir ve IACS üyeliğimiz ile büyümenin, gelişmenin ve ülkemize katkı sağlamanın faydası ve gururu 100. yılında Türkiye Cumhuriyeti’nindir.”

Continue Reading

Haberler

Su kaynaklarımızı korumamıza yardımcı olacak yöntemler

Published

on

By

Su, dünyamızdaki yaşamın kaynağı ve canlı ekosisteminin hayatını devam ettirebilmesi için de ihtiyaç duyduğu en temel öğe. Dünyamızın milyonlarca yıldır sürdürdüğü ve kendi kendini temizleyerek canlılara hayat veren su döngüsü, yine insan etkisi ile son yıllarda iyice bozulmaya başladı. Bilinçsiz su kullanımı ve tüketimi, hızlı sanayileşme, büyüyen şehirler ve yanlış tarım uygulamaları gibi birçok farklı faktör suyumuzun kirlenmesine ve kendi içerisindeki döngüsünün bozulmasına yol açıyor. Yarattığımız bu kirliliğe ve su döngüsüne verdiğimiz zarara dur diyecek olan da yine bizleriz. 150 yılı aşkın köklü geçmişiyle müşterilerine hizmet veren Generali Sigorta, 22 Mart Dünya Su Günü’nde suyumuzu nasıl temiz tutabileceğimiz, israf etmeden kullanabileceğimiz ve koruyabileceğimize dair ipuçlarını paylaştı.

Atıklar doğrudan suya boşaltılmamalı

Suyumuzu en çok kirleten öğelerden birinin bilinçsiz ve kontrolsüz şekilde doğaya bırakılan atıklar olduğu biliniyor. En basit haliyle gün içerisinde mutfaktan boşaltılan ve suya karışan yemek artıkları, kullanılmış yağlar, suya atılan peçete ve kağıtlar, kanalizasyona dökülen atıklar doğrudan suya karışarak kirlenmesine neden oluyor. Bu da suyun temas ettiği toprağın kirlenmesi ve kendi içindeki dengesinin bozulmasına, aynı zamanda da bu suları tüketen evcil hayvan ya da insanların hastalanmasına yol açıyor. Atık kontrolünün hem bireysel hem de şirketler ya da kamu kurumları tarafından çok iyi yapılması, suyun korunması ve temiz tutulması için atılabilecek en önemli adımlardan.

Suyu boşa kullanımı engellenmeli

Suyumuz, hayatımızı devam ettirmemiz için ihtiyaç duyduğumuz en önemli kaynak. Bunun için de tek damlasının bile israf edilmemesi, boşa akıtılmaması ve kullanılmaması çok önemli. Özellikle evlerin içerisinde elde bulaşık yıkamak, el yıkarken ya da diş fırçalarken suyu boşa akıtmak, bozuk su tesisatlarını tamir ettirmemek, sık ve gereksiz yere araç yıkatmak, bahçe sulama gibi işlemler için damlama gibi etkin yöntemleri kullanmamak suyun israf edildiği örnekler arasında. Bu ve benzeri kullanım yanlışlarının da önüne geçerek suyumuzu koruma altına almak ise çok önemli.

Plastik kullanımından vazgeçilmeli

Suyumuzu en çok kirleten maddelerden biri de plastik. Günlük hayatımızda birçok noktada kullandığımız ve doğaya doğrudan zarar veren plastikler, suyun içerisinde yüzlerce yıl bozulmayarak kirletici özelliklerini koruyor. Bunun için plastik poşetler, şişe sular gibi ürünlerin kullanımının sıfıra indirilmesi gerekiyor. Doğaya bırakılan her bir plastik madde, canlı ekosistemini de doğrudan etkileyerek yaşam alanlarını tahrip ediyor.

Çevreyi kirleten ürünlerin kullanımı azaltılmalı

Gün içerisinde sıkça kullanılan, plastiğin yanı sıra geri dönüştürülemeyen farklı materyallerden oluşan ürünlerin kullanımı da suyumuzu kirleten unsurlar arasında. Deodorant, parfüm gibi ürünlerin hem üretimi hem de kullanımı sırasında yapılan hatalar da su kaynaklarının uzun vadede farklı kimyasallarla kirlenmesine neden oluyor. Yine buna benzer kişisel bakım ürünleri ve kozmetikler de suyun kirlenmesini sağlıyor. Bu ürünlerin kullanımı sonrasında yıkanması sırasında karışan kimyasal maddeler, su kaynaklarına ulaşarak doğanın dengesinin bozulmasına yol açıyor. Bunun için doğa dostu olan, sertifikalı ve kirlenmeyi azaltacak ürünlerin tercih edilmesi de etkili bir yöntem olabilir.

Deniz, göl ve nehirlerin temiz tutulması gerekiyor

Su döngüsünün en önemli parçalarından biri olan ve ana su kaynakları arasında da sayılan denizlerin, göllerin ve nehirlerin de kirletilmemesi ve korunması gerekiyor. Bu su kaynaklarına çöp atılmaması, var olan çöplerin temizlenmesi ve hiçbir şekilde atık karıştırılmaması suyun korunması için çok önemli. Özellikle su döngüsünün önemli bir parçası olan tatlı su kaynaklarının kirletilmemesi için bireysel olarak harekete geçilmesi canlı hayatın devamlılığı için de gerekli noktalardan biri olarak öne çıkıyor.

Pil atıklarına dikkat edilmesi

Günlük hayatta bir güç kaynağı olarak kullanılan piller, suyu ve toprağı kirleten en önemli maddeler arasında. İçerisinde bulunan cıva, kurşun, nikel gibi ağır metaller, atık olarak doğaya bırakıldıklarında uzunca bir süre kirlenmeye sebebiyet verebiliyor. Bu sebeple pillerin mutlaka toplanması, uygun alanlara atık olarak bırakılması, imha edilmesi ya da geri dönüştürülmesi gerekiyor. Pillerin suya hiçbir şekilde temas ettirilmemesi büyük önem taşıyor.

Continue Reading

Yorumlar

  • {{{ review.rating_post_title }}}
    User Avatar
    {{{ review.rating_title }}}

    {{{review.rating_comment | sstr | nl2br}}}

    Show

Trendler