Connect with us

Haberler

Türk Telekom’da toplu iş sözleşmesi imzalandı

Yayın tarihi

-

Türk Telekom ve Türkiye Haber-İş Sendikası arasında devam eden 10. Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi müzakere süreci anlaşmayla sonuçlandı. 2011 yılına göre daha yüksek zam oranlarının sağlandığı anlaşmayla, 13.170 işçiye ilk 6 ay için % 4, ikinci 6 ay için % 3.5, üçüncü 6 ay için % 2.75 ve dördüncü 6 ay için de % 2.75 zam yapılacak. Üçüncü ve dördüncü 6 aylık dönemlerde maaş zammına enflasyon farkı da eklenecek. Maaş farkları çalışanlara bayramdan önce ödenecek.

 

Türkiye’nin öncü iletişim ve yakınsama teknolojileri şirketi Türk Telekom ile Türkiye Haber-İş Sendikası arasında 8 Mayıs 2013 tarihinden itibaren yürütülmekte olan 10. Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri anlaşmayla sonuçlandı. Toplu iş sözleşmesi T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Türk Telekom CEO’su Tahsin Yılmaz, Türk Telekom İnsan Kaynakları, Destek ve Regülasyon Başkanı Şükrü Kutlu,  Türk-İş Konfederasyonu Genel Mali Sekreteri Ergün Atalay, Haber-İş Sendikası Genel Başkanı Veli Solak ve diğer sendika temsilcilerinin katılımıyla, 24 Temmuz’da Türk Telekom Ankara Genel Müdürlük binasında imzalandı.

Düzenlenen imza töreninde konuşan T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, tarafları uzlaşmaya varmalarından dolayı kutladığını belirterek, şunları söyledi:

‘’Türk Telekom ile Haber-İş Sendikası arasında yapılan toplu iş sözleşmesinin kavgasız, gürültüsüz, karşılıklı anlayış ve uzlaşma içinde sonuçlandırılmış olmasından dolayı çok mutlu oldum. Kuşkusuz gerek Türk Telekom için, gerekse sendika ve işçiler için son derece önemli bir toplu iş sözleşmesi. Tarafların 2 yıl boyunca birbirlerine nasıl davranacaklarını, ne istenileceğini, ne verileceğini belirleyen bir imza. Bilişim sektörünün bugünkü büyüklüğü 45 milyar dolar seviyelerine ulaştı. Bu büyümenin sürmesi için sektörün en büyüğü olarak başta Türk Telekom olmak üzere sektörde faaliyet gösteren herkesin daha çok çalışması gerekiyor.’’

 

Türk Telekom CEO’su Tahsin Yılmaz ise, 10. Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi’nin uzlaşmayla sonuçlanmasından duyduğu memnuniyeti ifade ettiği konuşmasında şunları söyledi:

“Bu dönemde çalışanlarımıza 2011 dönemine göre daha iyi avantajlar sunduk. Yine bu dönemde çalışanlarımıza ücretler dışında yan haklar konusunda da bazı önemli ek avantajlar sağladık. Çalışanlarımızın belli bir çerçevede şirketimizin ürün ve hizmetlerinden yararlandırılması için de bir düzenleme yaptık ve bunu toplu iş sözleşmesine dahil ettik. 10. Dönem Toplu İş Sözleşmesi’nin şirketimiz, çalışanlarımız ve Türkiye ekonomisi için hayırlı olmasını diliyorum”.

Türk Telekom İnsan Kaynakları, Destek ve Regülasyon Başkanı Şükrü Kutlu da konuşmasında 10. Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi’nin geçerli olduğu 2 yıllık süre boyunca uygulanacak zam oranları ve sözleşmenin maddeleri hakkında bilgiler verdi. Bu sözleşme döneminde özellikle düşük ücretli personelin korunmasına yönelik düzenlemeler öngören maddelere vurgu yapan Kutlu, şunları söyledi:

“Toplu iş sözleşmemiz, çalışma düzeni, ücret, sosyal haklar, izinler, iş sağlığı güvenliği ve etik hükümlerine ilişkin maddelerden oluşuyor. Müzakere sürecinde varılan uzlaşma kapsamında ücret zammı ilk 6 ay için % 4, ikinci 6 ay için % 3.5 olacak. Üçüncü ve dördüncü 6 aylar için de zam oranları % 2.75 olarak belirlendi. Üçüncü ve dördüncü 6 aylarda enflasyon bu oranları aşarsa, oluşan farkları da karşılayacağız”.

Şükrü Kutlu, 2008-2013 yılları arasında işbaşı yapan tekniker unvanlı çalışanlara ilk 6 ay için 190 TL tutarında seyyanen zam yapılacağını, bu çalışanlara sözleşmenin ikinci, üçüncü ve dördüncü 6 aylık dönemlerinde diğer işçilere verilen oransal ücret zamlarının uygulanacağını belirtti.

Kutlu, “Çalışanlarımıza buradan güzel bir haber de vermek istiyorum. Açıklamış olduğumuz zam oranında maaş farklarını çalışanlarımızın hesabına bayram öncesinde aktarmış olacağız. Yeni dönem toplu iş sözleşmemizin şirketimiz ve çalışanlarımız için hayırlı olmasını diliyor, süreçte emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

 

Haber-İş Sendikası Genel Başkanı Veli Solak ise konuşmasında, “Sözleşme görüşmelerinin anlaşma ile sonuçlanmasında hiç şüphe yok ki, karşılıklı güvenin, hoşgörü ve diyaloğun güçlü bir etkisi olmuştur. Türk Telekom çalışanlarının haklarını koruyup geliştiren bir sözleşmeyi imzalayarak, üyelerimizin sıcak yuvalarına ve ailelerine güven içinde ekmek götürebilmelerini başarmanın mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. 10. Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi’nin ülkemize, şirketimize çalışanlarımıza ve teşkilatımıza hayırlar getirmesini diliyor, başta işverenimiz olmak üzere sürece emeği geçen ve katkıda bulunan herkese teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

 

Tüm Türkiye genelindeki Türk Telekom işyerlerinde çalışan 13.170 sendika üyesi işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesi 1 Mart 2013-28 Şubat 2015 tarihleri arasında geçerli olacak.

Bir önceki toplu iş sözleşmesine göre 47 maddesi değiştirilerek toplam 116 maddeden oluşan 10. Dönem Toplu İş Sözleşmesi; ücret, sosyal haklar, izinler, çalışma süreleri, iş sağlığı ve güvenliği ile disiplin hükümlerine ilişkin maddelerden oluşuyor.

Çalışanlara daha yüksek zam yapıldı, sosyal haklarda artışlar yapıldı

Toplu iş sözleşmesi kapsamında ücret zammı ilk 6 ay için % 4, ikinci 6 ay için % 3.5, üçüncü 6 ay için % 2.75 ve dördüncü 6 ay için de % 2.75 olarak düzenlendi. Üçüncü ve dördüncü 6 aylık dönemlerde maaş zamlarına enflasyon farkı da eklenecek. Toplu iş sözleşmesi kapsamında, 2008-2013 arasında işe giren tekniker unvanlı personele ise ilk altı ay için 190 TL’lik seyyanen zam yapıldı. Bu personele sözleşmenin ikinci, üçüncü ve dördüncü 6 aylık dönemlerinde diğer işçilere verilen oransal ücret zamları da uygulanacak.

 

Sosyal haklarda da aynı çerçevede artışlar yapıldı. Türk Telekom, sözleşmenin geçerli olduğu 2 yıllık dönem göz önüne alındığında önceki dönemlere göre çalışanlarına daha yüksek zam oranları ve yeni olanaklar sunuyor.

Nisan 2011 tarihinde imzalanan toplu iş sözleşmesiyle ücretlerde birinci yıl ilk 6 ay için yüzde 3.75, ikinci 6 aylık dönem için yüzde 3.5, üçüncü ve dördüncü 6 aylık dönemler için ise yüzde 2.5 oranında zam yapılmıştı.

 

Haberin Devamı
Advertisement
Yorum yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Dicle Elektrik’ten Ekosisteme Sürdürülebilir Aydınlatma Çözümü

Yayın tarihi

-

Yazar:

Sokak ve cadde aydınlatmalarında öncü bir yeniliğe imza atan Dicle Elektrik, EPDK Ar-Ge Komisyonu tarafından onaylanan “Makaralı Aydınlatma Direği” projesini titiz bir çalışmanın ardından başarıyla hayata geçirdi. Tasarruf sağlayan proje hakkında konuşan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, aydınlatma direklerinin yaygınlaşmasıyla elektrik sektöründe sıkça kullanılan sepetli kamyonetlerin kullanımının azalacağını, böylece her 100 kilometrede yüzde 30’a varan bir karbon ayak izi azalması sağlanabileceğini ifade etti.

Hizmet bölgesinde bulunan 6 ilde çevre odaklı sürdürülebilir çalışmalara imza atan Dicle Elektrik, devrim niteliğinde kabul edilebilecek bir projesini daha tamamladı. Dicle Elektrik Ar-Ge Merkezi mühendislerinin fikrinden doğan ve 18 aylık titiz bir çalışmanın ardından hayata geçirilen çevre ve çalışan dostu “Makaralı Aydınlatma Direği” projesi başarıyla tamamlandı.

Hem iş güvenliğine hem de çevre korumasına katkı
Makaralı Aydınlatma Direği projesinin, hem teknik hem de tasarım açısından aydınlatma sistemlerini iyileştirmek amacı taşıdığını belirten Dicle Elektrik Ar-Ge Direktörü Dr. Mustafa Çelikpençe, projenin detayları hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Çelikpençe, “Projemizle birlikte iş kazalarını azaltmak, zaman ve maliyet optimizasyonu sağlamak, personel iş yükünü hafifletmek ve aydınlatma sistemlerindeki sorunları hızlıca çözerek kullanıcı memnuniyetini artırmak hedefleniyor.

Yeni aydınlatma direklerimizden Diyarbakır Genel Müdürlük binamız önünde iki adet prototipi de sergiliyoruz. Bu yeni tasarım direkler, mevcut direklerin üzerine eklenen yeni bir konsol ile birlikte hareketli armatür mekanizmalarıyla donatıldı. Aydınlatmanın yanı sıra kamera, GSM, hoparlör gibi ekipmanlarla da entegre edilebilecek esneklikte tasarlanan direkler; hırsızlık benzeri olaylara maruz kalarak zarar görmesini engellemek için vandal kilit sistemi ile koruma altına alındı” diye konuştu.

“Karbon ayak izi yüzde 30’a varan oranda azalacak”
EPDK Ar-Ge Komisyonu tarafından onaylanan proje hakkında açıklamalarda bulunan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, projenin yaygınlaşması ile elektrik sektöründe sıkça kullanılan sepetli kamyonetlerin kullanımının azalacağını, böylece her 100 kilometrede yüzde 30’a varan bir karbon ayak izi azalması beklendiğini ifade etti. Arvas, Dicle Elektrik olarak elektrik dağıtım sektöründe sürdürülebilir ve yenilikçi çözümlerle kamuoyunun huzuruna çıkmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Ar-Ge çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Ar-Ge Merkezi açma izni alan ilk elektrik dağıtım şirketi olduk. Patent portföyümüzü genişletiyor olmaktan memnuniyet duymakla birlikte bu projenin çalışan güvenliğine yönelik olması ayrıca gurur verici. Bu kritik aşamanın ardından patent süreçlerine de başladık. Projenin tüm süreçlerinde emeği geçen Dicle Ar-Ge Merkezi çalışma arkadaşlarımızı tebrik ediyorum.” diye konuştu.

 

Haberin Devamı

Haberler

Türk Loydu, klaslamanın en önemli kuruluşu IACS’ın 12. üyesi oldu

Yayın tarihi

-

Yazar:

Türk Loydu, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün danışmanı statüsünde uluslararası bir kuruluş olan IACS’ın 12. üyesi olarak kabul edildi. Uluslararası Klaslama Kuruluşları Birliği (IACS) üyeliği, uluslararası deniz emniyeti, çevre koruma ve sürdürülebilirlik gibi kritik alanlarda Türk Loydu’nun etkisini artırarak, Türk denizcilik sektörünün uluslararası düzeyde daha fazla söz sahibi olmasına katkı sağlayacak.

1930’lara dayanan çalışmalarıyla resmi olarak 11 Eylül 1968 yılında kurulan, güvenli gemilere ve temiz denizlere adanmış olmanın yanı sıra, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün danışmanı statüsünde uluslararası bir kuruluş olan IACS; teknik destek, uyumluluk doğrulaması, araştırma ve geliştirme yoluyla deniz güvenliği ve düzenlemelerine benzersiz bir katkı sağlıyor. Dünyanın kargo taşıma tonajının %90’ından fazlası, IACS üyelerinin belirlediği sınıflandırma, inşaat ve ömür boyu uyumluluk kuralları ve standartları kapsamında yer alıyor. 2001 yılında SWEDAC’tan ISO 17021 standardına göre akreditasyon alarak bu kapsamda akredite edilen ilk ulusal kuruluş olan Türk Loydu Vakfı, 2006’ya gelindiğinde Paris Mou Yüksek Performans Listesi’nde ilk kez yer alan ve Avrupa Birliği’nden onaylanmış kuruluş olarak tescil ediliyor. 2011 yılında da küresel klaslama pazarının en önemli kuruluşu olan IACS tarafından klas kuruluşu statüsü ile tescil edilen Türk Loydu, günümüzde resmi olarak IACS üyeliğine hak kazanarak, birliğin 12. üyesi oluyor.

Konuyla ilgili olarak Türk Loydu tarafından, “Cumhuriyetimizin 100. yılında büyük onur!” başlığıyla servis edilen açıklamada, şu ifadeler kullanılıyor: “Günümüzde Türk Loydu, denizcilik sektörü başta olmak üzere enerjiden imalata, savunma sanayiinden lojistiğe kadar tüm sektörlerde; klaslama, denetim, kalite yönetim ve ileri mühendislik gibi birçok alanda hizmet veriyor. Çok sayıda bilimsel ve teknik konferanslarda yer almanın yanı sıra aynı zamanda eğitimler veriyor, çok sayıda öğrenciye burs desteği sağlıyor. 1962 yılında Gemi Mühendisleri Odası tarafından kurulan Türk Loydu bugüne kadar yaklaşık 3000 adet geminin klaslama hizmetinin yanı sıra, Türkiye ekonomisinin can damarı olan dünyaya mal olmuş projelere de imza atıyor. 61 yıllık tarihinde altmış biri aşkın dev proje, Türk Loydu’nun da imzası ve çalışmalarıyla hayata geçti. İstanbul Havalimanı, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü, Yüksek Hızlı Tren, TCG Anadolu Gemisi, Nene Hatun Sondaj Gemisi, Rize-Artvin Havalimanı, birçok futbol stadyumu bunlardan sadece birkaçıdır. Klaslama, yasal sertifikasyon, test, muayene, belgelendirme ve onaylanmış kuruluş hizmetlerini 2017 yılından itibaren Türk Loydu Uygunluk Değerlendirme Hizmetleri A.Ş. bünyesinde yerine getiren Türk Loydu Vakfı, fiziki alanlarının yeterliliği ve gelişmeye açık oluşu ile büyüme yolunda hızla ilerliyor. Türk Loydu, Türkiye’nin milli kuruluşudur. Yetkisi olan alanlar hemen hemen Türkiye’nin ekonomisine katkı sağlayan sektörlerin tamamını içermektedir ve IACS üyeliğimiz ile büyümenin, gelişmenin ve ülkemize katkı sağlamanın faydası ve gururu 100. yılında Türkiye Cumhuriyeti’nindir.”

Haberin Devamı

Haberler

Su kaynaklarımızı korumamıza yardımcı olacak yöntemler

Yayın tarihi

-

Yazar:

Su, dünyamızdaki yaşamın kaynağı ve canlı ekosisteminin hayatını devam ettirebilmesi için de ihtiyaç duyduğu en temel öğe. Dünyamızın milyonlarca yıldır sürdürdüğü ve kendi kendini temizleyerek canlılara hayat veren su döngüsü, yine insan etkisi ile son yıllarda iyice bozulmaya başladı. Bilinçsiz su kullanımı ve tüketimi, hızlı sanayileşme, büyüyen şehirler ve yanlış tarım uygulamaları gibi birçok farklı faktör suyumuzun kirlenmesine ve kendi içerisindeki döngüsünün bozulmasına yol açıyor. Yarattığımız bu kirliliğe ve su döngüsüne verdiğimiz zarara dur diyecek olan da yine bizleriz. 150 yılı aşkın köklü geçmişiyle müşterilerine hizmet veren Generali Sigorta, 22 Mart Dünya Su Günü’nde suyumuzu nasıl temiz tutabileceğimiz, israf etmeden kullanabileceğimiz ve koruyabileceğimize dair ipuçlarını paylaştı.

Atıklar doğrudan suya boşaltılmamalı

Suyumuzu en çok kirleten öğelerden birinin bilinçsiz ve kontrolsüz şekilde doğaya bırakılan atıklar olduğu biliniyor. En basit haliyle gün içerisinde mutfaktan boşaltılan ve suya karışan yemek artıkları, kullanılmış yağlar, suya atılan peçete ve kağıtlar, kanalizasyona dökülen atıklar doğrudan suya karışarak kirlenmesine neden oluyor. Bu da suyun temas ettiği toprağın kirlenmesi ve kendi içindeki dengesinin bozulmasına, aynı zamanda da bu suları tüketen evcil hayvan ya da insanların hastalanmasına yol açıyor. Atık kontrolünün hem bireysel hem de şirketler ya da kamu kurumları tarafından çok iyi yapılması, suyun korunması ve temiz tutulması için atılabilecek en önemli adımlardan.

Suyu boşa kullanımı engellenmeli

Suyumuz, hayatımızı devam ettirmemiz için ihtiyaç duyduğumuz en önemli kaynak. Bunun için de tek damlasının bile israf edilmemesi, boşa akıtılmaması ve kullanılmaması çok önemli. Özellikle evlerin içerisinde elde bulaşık yıkamak, el yıkarken ya da diş fırçalarken suyu boşa akıtmak, bozuk su tesisatlarını tamir ettirmemek, sık ve gereksiz yere araç yıkatmak, bahçe sulama gibi işlemler için damlama gibi etkin yöntemleri kullanmamak suyun israf edildiği örnekler arasında. Bu ve benzeri kullanım yanlışlarının da önüne geçerek suyumuzu koruma altına almak ise çok önemli.

Plastik kullanımından vazgeçilmeli

Suyumuzu en çok kirleten maddelerden biri de plastik. Günlük hayatımızda birçok noktada kullandığımız ve doğaya doğrudan zarar veren plastikler, suyun içerisinde yüzlerce yıl bozulmayarak kirletici özelliklerini koruyor. Bunun için plastik poşetler, şişe sular gibi ürünlerin kullanımının sıfıra indirilmesi gerekiyor. Doğaya bırakılan her bir plastik madde, canlı ekosistemini de doğrudan etkileyerek yaşam alanlarını tahrip ediyor.

Çevreyi kirleten ürünlerin kullanımı azaltılmalı

Gün içerisinde sıkça kullanılan, plastiğin yanı sıra geri dönüştürülemeyen farklı materyallerden oluşan ürünlerin kullanımı da suyumuzu kirleten unsurlar arasında. Deodorant, parfüm gibi ürünlerin hem üretimi hem de kullanımı sırasında yapılan hatalar da su kaynaklarının uzun vadede farklı kimyasallarla kirlenmesine neden oluyor. Yine buna benzer kişisel bakım ürünleri ve kozmetikler de suyun kirlenmesini sağlıyor. Bu ürünlerin kullanımı sonrasında yıkanması sırasında karışan kimyasal maddeler, su kaynaklarına ulaşarak doğanın dengesinin bozulmasına yol açıyor. Bunun için doğa dostu olan, sertifikalı ve kirlenmeyi azaltacak ürünlerin tercih edilmesi de etkili bir yöntem olabilir.

Deniz, göl ve nehirlerin temiz tutulması gerekiyor

Su döngüsünün en önemli parçalarından biri olan ve ana su kaynakları arasında da sayılan denizlerin, göllerin ve nehirlerin de kirletilmemesi ve korunması gerekiyor. Bu su kaynaklarına çöp atılmaması, var olan çöplerin temizlenmesi ve hiçbir şekilde atık karıştırılmaması suyun korunması için çok önemli. Özellikle su döngüsünün önemli bir parçası olan tatlı su kaynaklarının kirletilmemesi için bireysel olarak harekete geçilmesi canlı hayatın devamlılığı için de gerekli noktalardan biri olarak öne çıkıyor.

Pil atıklarına dikkat edilmesi

Günlük hayatta bir güç kaynağı olarak kullanılan piller, suyu ve toprağı kirleten en önemli maddeler arasında. İçerisinde bulunan cıva, kurşun, nikel gibi ağır metaller, atık olarak doğaya bırakıldıklarında uzunca bir süre kirlenmeye sebebiyet verebiliyor. Bu sebeple pillerin mutlaka toplanması, uygun alanlara atık olarak bırakılması, imha edilmesi ya da geri dönüştürülmesi gerekiyor. Pillerin suya hiçbir şekilde temas ettirilmemesi büyük önem taşıyor.

Haberin Devamı

Trendler