Connect with us

Haberler

Olgun Çelik Dell çözümleri ile hem verimlilik hem de iş sürekliliği sağladı

Yayın tarihi

-

 

Yeni sunucu ve masaüstü sanallaştırma teknolojileri ile Olgun Çelik üretimde ve bilgi yönetimindeki verimliliğini arttırırken; felaket anında veri güvenliğini sağlayarak iş sürekliliğini devam ettirebiliyor.

 

Manisa’da faaliyet gösteren ve yaprak yay üretimi yapan Olgun Çelik; Manisa Organize Sanayi bölgesinde bulunan iki fabrikası arasında tam yedeklilik sağlayarak olası felaket anında veri güvenliğinin sağlanması ve iş sürekliliğinin devam ettirilebilmesi için Data Sistem’in sunduğu Dell çözümlerini tercih etti. Yeni sunucu ve masaüstü sanallaştırma teknolojileri ile iş süreçlerinde verimlilik ve hız artışı sağladı. Olgun Çelik, olası felaket anında da veri güvenliğini sağlayarak iş sürekliliğini sorunsuz olarak devam ettirebiliyor.

Sistem yönetimi, enerji tüketimi, destek hizmetleri ve lisanslama ile ilgili maliyetleri düşürürken iş çevikliğini de artırmak ve gelecekteki büyümesini destekleyebilecek bir yapı kurmak isteyen Olgun Çelik, yeni çözümler ile merkezileştirilmiş güvenilir bir teknoloji altyapısı kullanmaya başladı.

Olgun Çelik Bilgi Teknolojisi Müdürü Serkan Öney, “Olgun Çelik olarak en önemli ihtiyacımız Manisa Organize Sanayi bölgesinde bulunan iki fabrikamız arasında tam yedekli bir yapı kurarak iş sürekliliğimizin yüksek hızda devam ettirilmesi ve olası felaket anında veri güvenliğimizin sağlanması idi. Buna ek olarak ERP ve raporlama sistemi olarak tercih ettiğimiz SAP ve SAP Business Objects yazılımlarının yüksek performans ile kullanılmasının sağlanması da bizim için çok büyük önem taşıyordu. Bu doğrultuda bir iş ortağı arayışına girdik. Bizim için en önemli faktör çalışacağımız iş ortağımızın “uçtan uca çözüm” sunabilmesi, şirketimizin “Sosyal Sorumluluk” ilkeleri çerçevesinde daha az enerji tüketimine sahip, sistem yönetimi kolay ve etkin, destek hizmetlerindeki maliyetlerini minimum düzeye düşürecek, uzun vadeli, kesintisiz ve merkeziyetçi bir sistem alt yapısını da destekleyebiliyor olmasıydı. Bu taleplerimiz için bize en uygun çözümleri sunan Dell Türkiye ve Data Sistem ile çalışmaya karar verdik” dedi.

Çözümleri belirleme sürecinde Dell ve Data Sistem danışmanları ile birebir çalıştıklarını belirten Öney; “Dell Türkiye ve Data Sistem işbirliği ile önerilen, tümleşik yapıya sahip Dell™ PowerEdge™ Blade şasi içinde Blade sunucuları tercih ettik. Depolama ünitesi olarak ise; Solid State, SAS disk karma yapısı baz alınan performans, tam yedeklilik sağlama ve kapasitenin maksimum düzeyde olduğu Blade içi EqualLogic ürün ailesi ile merkeziyetçi konsolide bir yapı konumlandırdık. Dell teknolojisi sayesinde mevcut yapımızda, özelikle Data Center içinde kullandığımız alanda önemli tasarruflar yaptık. Ek olarak sunucularımızı daha az sayıda sunucu donanımı üzerinde konsolide ederek, enerji tüketimimizi yaklaşık yüzde 40’lara varan oranda azalttık” diye konuştu.

Yüksek erişilebilirliğe sahip bir ortam;

Projede, Dell’ in yalnızca depolama çözümleri değil, sunucuları ve network anahtarları ile bu cihazların ihtiyaç duyduğu yazılımlar da kullanıldı. Kurulumu gerçekleştiren Dell İş Ortağı Data Sistem’de Ege Bölge Müdürlüğü görevini yürüten Ahmet Tufan Güven, projenin başarı hikayesine dönüşmesinin kapılarını açan Dell Blade System ve Equallogic Storage ürünleri ve sistemler arasındaki bağlantıyı sağlayan network ürünlerinden faydalanıldığının altını çizerken sözlerini şöyle sürdürdü: “Çözümün uçtan uca DELL ürünleri ile oluşturulması, bu tür projelerde karşılaşılabilecek uyumluluk sorunlarını baştan gidermemizi sağladı. Kullanılan ürünler yalnızca sahip oldukları özellikleriyle değil, birbirleriyle sorunsuz olarak entegre çalışabilmeleriyle de projeye katkı sağladı. Sonuçta Olgun Çelik için yüksek erişebilirliğe ve performansa sahip, ilerleyen zaman içerisinde sorunsuzca ölçeklenebilecek ve içerisinde gizli maliyet unsurları barındırmayan bir çözümü oluşturmuş olduk.”

Dell Türkiye Genel Müdürü Murat Mediçeler ise “Modüler blade veri depolama sistemlerinin Türkiye’deki ilk uygulamasını Olgun Çelik  deneyimli ekibi ile gerçekleştirmekten çok mutluyuz. Hem dünya markalarının yan sanayi üretimlerini Türkiye’de gerçekleşmesini sağlamaları gurur duymamıza,  hem de doğru yatırımlarla teknolojiyi şirketin verimliliğini arttıran bir faktör olarak gören vizyoner bakış açıları bizim işimizi kolaylaştırdığı gibi zevkle çalışmamıza da sebep oldu.” diye konuştu.

Elde Edilen Faydalar

  • SAP kullanımı ile artan, performans ve kapasite ihtiyaçları tamamı ile karşılanmış tır.
  • İki fabrikada da kurulan Dell sistemlerinin senkronize çalışması ile tam yedeklilik, veri güvenliği ve iş sürekliliği sağlanmıştır.
  • Hizmet kalitesi artmış ve destek maliyetleri yaklaşık yüzde 50 oranında azaltılmıştır.
  • Konsolide yapıda, yönetimi kolay ve etkin donanımlar ile çalışanların verimlilikleri artmıştır,
  • Bilgi İşlem hizmetlerinde 99,99%  kesintisiz erişilebilirlik sağlanmıştır.
  • Kaset yedekleme ünitesinin yüksek sistem performansı ile işlem zamanı minimum düzeye indirilmiştir.
  • İki fabrika arasında kurulan replikasyon bant genişliği ile tam yedekliliğe sahip 20Gbit/s hızında bir yapıya ulaşılmıştır.
  • Enerji tüketimi düşürülerek çevreci şirket politikası desteklenmiştir
  • Yeni sistem ile yönetim yükü ve bakım maliyetleri büyük ölçüde azaltılmıştır.
  • Tümleşik Dell çözümleri ile gelecekte doğacak donanım ihtiyaçlarında minimum konfigürasyon ihtiyacı yaratılmıştır.

Dell Hakkında

Dell Inc. (NASDAQ: DELL) tüketicileri dinleyerek, onlara daha fazlasını yapma gücü verecek yenilikçi teknolojiler ve hizmetler sunar. Daha ayrıntılı bilgi için: www.dell.com.tr

Data Sistem Hakkında

1988 yılında, bilgi teknolojileri alt yapısı ve profesyonel hizmetler sunmak misyonuyla İzmir’de kurulan Data Sistem, bu misyonunu 25 yıldır kesintisiz olarak sürdürüyor. 2006 yılında merkezini Istanbul’a taşıyan Data Sistem, Ankara ve İzmir ofisleri ve buralarda görevli, benzersiz saha tecrübesine sahip ekipleriyle tüm ülke çapında BT çözümleri sunuyor.

Olgun Çelik Şirket Profili:

1945 yılında İzmir’de faaliyete başlayan Olgun Çelik, 1981 yılında şirketleşerek Manisa Organize Sanayi Bölgesindeki fabrikasına taşınmıştır. 2008 yılında, yine Manisa Organize Sanayi Bölgesinde Avrupa’nın en modern yaprak yay üretim tesislerinden biri olan ikinci fabrikasını devreye alan Olgun Çelik ticari araçlar için yaprak yay üretimi yapmaktadır. Olgun Çelik en son teknoloji mühendislik ve kalite tekniklerini ve ekipmanlarını kullanarak otomotiv ana sanayilerine stratejik partner olarak hizmet vermektedir. Küresel arenanın lider parabolik ve konvansiyonel yaprak yay üreticisi olma vizyonu ile hareket eden Olgun Çelik “sürekli inovasyon” felsefesini benimseyerek yaprak yay sektörünün güvenilir markası konumuna gelmiştir. Yılların getirdiği deneyim ile Olgun Çelik kriz dönemlerinde dahi Ar-Ge ve Proses teknolojilerine yaptığı yatırımlarına ara vermemiş, aksine yatırımlarını hızlandırarak dünyanın önde gelen otomotiv ana sanayilerinin tedarikçisi ve tasarım ortağı olmuştur. Olgunçelik; geliştirdiği teknikler ve 67 yıllık birikimi ile yaprak yay teknolojisini yönlendiren firma konumunda bulunmakta ve küresel ana sanayilerin araç projelerinde tasarım ortağı olarak kritik sorumluluklar almaktadır. Ar-Ge faaliyetlerine büyük önem veren ve sürekli büyümenin yalnızca “farklılık ve inovasyon” yaratarak mümkün olacağına inanan Olgun Çelik bu kapsamda 60 kişilik deneyimli ekibiyle Ar-Ge çalışmalarını sürdürmektedir.

Haberin Devamı
Advertisement
Yorum yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Dicle Elektrik’ten Ekosisteme Sürdürülebilir Aydınlatma Çözümü

Yayın tarihi

-

Yazar:

Sokak ve cadde aydınlatmalarında öncü bir yeniliğe imza atan Dicle Elektrik, EPDK Ar-Ge Komisyonu tarafından onaylanan “Makaralı Aydınlatma Direği” projesini titiz bir çalışmanın ardından başarıyla hayata geçirdi. Tasarruf sağlayan proje hakkında konuşan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, aydınlatma direklerinin yaygınlaşmasıyla elektrik sektöründe sıkça kullanılan sepetli kamyonetlerin kullanımının azalacağını, böylece her 100 kilometrede yüzde 30’a varan bir karbon ayak izi azalması sağlanabileceğini ifade etti.

Hizmet bölgesinde bulunan 6 ilde çevre odaklı sürdürülebilir çalışmalara imza atan Dicle Elektrik, devrim niteliğinde kabul edilebilecek bir projesini daha tamamladı. Dicle Elektrik Ar-Ge Merkezi mühendislerinin fikrinden doğan ve 18 aylık titiz bir çalışmanın ardından hayata geçirilen çevre ve çalışan dostu “Makaralı Aydınlatma Direği” projesi başarıyla tamamlandı.

Hem iş güvenliğine hem de çevre korumasına katkı
Makaralı Aydınlatma Direği projesinin, hem teknik hem de tasarım açısından aydınlatma sistemlerini iyileştirmek amacı taşıdığını belirten Dicle Elektrik Ar-Ge Direktörü Dr. Mustafa Çelikpençe, projenin detayları hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Çelikpençe, “Projemizle birlikte iş kazalarını azaltmak, zaman ve maliyet optimizasyonu sağlamak, personel iş yükünü hafifletmek ve aydınlatma sistemlerindeki sorunları hızlıca çözerek kullanıcı memnuniyetini artırmak hedefleniyor.

Yeni aydınlatma direklerimizden Diyarbakır Genel Müdürlük binamız önünde iki adet prototipi de sergiliyoruz. Bu yeni tasarım direkler, mevcut direklerin üzerine eklenen yeni bir konsol ile birlikte hareketli armatür mekanizmalarıyla donatıldı. Aydınlatmanın yanı sıra kamera, GSM, hoparlör gibi ekipmanlarla da entegre edilebilecek esneklikte tasarlanan direkler; hırsızlık benzeri olaylara maruz kalarak zarar görmesini engellemek için vandal kilit sistemi ile koruma altına alındı” diye konuştu.

“Karbon ayak izi yüzde 30’a varan oranda azalacak”
EPDK Ar-Ge Komisyonu tarafından onaylanan proje hakkında açıklamalarda bulunan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, projenin yaygınlaşması ile elektrik sektöründe sıkça kullanılan sepetli kamyonetlerin kullanımının azalacağını, böylece her 100 kilometrede yüzde 30’a varan bir karbon ayak izi azalması beklendiğini ifade etti. Arvas, Dicle Elektrik olarak elektrik dağıtım sektöründe sürdürülebilir ve yenilikçi çözümlerle kamuoyunun huzuruna çıkmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Ar-Ge çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Ar-Ge Merkezi açma izni alan ilk elektrik dağıtım şirketi olduk. Patent portföyümüzü genişletiyor olmaktan memnuniyet duymakla birlikte bu projenin çalışan güvenliğine yönelik olması ayrıca gurur verici. Bu kritik aşamanın ardından patent süreçlerine de başladık. Projenin tüm süreçlerinde emeği geçen Dicle Ar-Ge Merkezi çalışma arkadaşlarımızı tebrik ediyorum.” diye konuştu.

 

Haberin Devamı

Haberler

Türk Loydu, klaslamanın en önemli kuruluşu IACS’ın 12. üyesi oldu

Yayın tarihi

-

Yazar:

Türk Loydu, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün danışmanı statüsünde uluslararası bir kuruluş olan IACS’ın 12. üyesi olarak kabul edildi. Uluslararası Klaslama Kuruluşları Birliği (IACS) üyeliği, uluslararası deniz emniyeti, çevre koruma ve sürdürülebilirlik gibi kritik alanlarda Türk Loydu’nun etkisini artırarak, Türk denizcilik sektörünün uluslararası düzeyde daha fazla söz sahibi olmasına katkı sağlayacak.

1930’lara dayanan çalışmalarıyla resmi olarak 11 Eylül 1968 yılında kurulan, güvenli gemilere ve temiz denizlere adanmış olmanın yanı sıra, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün danışmanı statüsünde uluslararası bir kuruluş olan IACS; teknik destek, uyumluluk doğrulaması, araştırma ve geliştirme yoluyla deniz güvenliği ve düzenlemelerine benzersiz bir katkı sağlıyor. Dünyanın kargo taşıma tonajının %90’ından fazlası, IACS üyelerinin belirlediği sınıflandırma, inşaat ve ömür boyu uyumluluk kuralları ve standartları kapsamında yer alıyor. 2001 yılında SWEDAC’tan ISO 17021 standardına göre akreditasyon alarak bu kapsamda akredite edilen ilk ulusal kuruluş olan Türk Loydu Vakfı, 2006’ya gelindiğinde Paris Mou Yüksek Performans Listesi’nde ilk kez yer alan ve Avrupa Birliği’nden onaylanmış kuruluş olarak tescil ediliyor. 2011 yılında da küresel klaslama pazarının en önemli kuruluşu olan IACS tarafından klas kuruluşu statüsü ile tescil edilen Türk Loydu, günümüzde resmi olarak IACS üyeliğine hak kazanarak, birliğin 12. üyesi oluyor.

Konuyla ilgili olarak Türk Loydu tarafından, “Cumhuriyetimizin 100. yılında büyük onur!” başlığıyla servis edilen açıklamada, şu ifadeler kullanılıyor: “Günümüzde Türk Loydu, denizcilik sektörü başta olmak üzere enerjiden imalata, savunma sanayiinden lojistiğe kadar tüm sektörlerde; klaslama, denetim, kalite yönetim ve ileri mühendislik gibi birçok alanda hizmet veriyor. Çok sayıda bilimsel ve teknik konferanslarda yer almanın yanı sıra aynı zamanda eğitimler veriyor, çok sayıda öğrenciye burs desteği sağlıyor. 1962 yılında Gemi Mühendisleri Odası tarafından kurulan Türk Loydu bugüne kadar yaklaşık 3000 adet geminin klaslama hizmetinin yanı sıra, Türkiye ekonomisinin can damarı olan dünyaya mal olmuş projelere de imza atıyor. 61 yıllık tarihinde altmış biri aşkın dev proje, Türk Loydu’nun da imzası ve çalışmalarıyla hayata geçti. İstanbul Havalimanı, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü, Yüksek Hızlı Tren, TCG Anadolu Gemisi, Nene Hatun Sondaj Gemisi, Rize-Artvin Havalimanı, birçok futbol stadyumu bunlardan sadece birkaçıdır. Klaslama, yasal sertifikasyon, test, muayene, belgelendirme ve onaylanmış kuruluş hizmetlerini 2017 yılından itibaren Türk Loydu Uygunluk Değerlendirme Hizmetleri A.Ş. bünyesinde yerine getiren Türk Loydu Vakfı, fiziki alanlarının yeterliliği ve gelişmeye açık oluşu ile büyüme yolunda hızla ilerliyor. Türk Loydu, Türkiye’nin milli kuruluşudur. Yetkisi olan alanlar hemen hemen Türkiye’nin ekonomisine katkı sağlayan sektörlerin tamamını içermektedir ve IACS üyeliğimiz ile büyümenin, gelişmenin ve ülkemize katkı sağlamanın faydası ve gururu 100. yılında Türkiye Cumhuriyeti’nindir.”

Haberin Devamı

Haberler

Su kaynaklarımızı korumamıza yardımcı olacak yöntemler

Yayın tarihi

-

Yazar:

Su, dünyamızdaki yaşamın kaynağı ve canlı ekosisteminin hayatını devam ettirebilmesi için de ihtiyaç duyduğu en temel öğe. Dünyamızın milyonlarca yıldır sürdürdüğü ve kendi kendini temizleyerek canlılara hayat veren su döngüsü, yine insan etkisi ile son yıllarda iyice bozulmaya başladı. Bilinçsiz su kullanımı ve tüketimi, hızlı sanayileşme, büyüyen şehirler ve yanlış tarım uygulamaları gibi birçok farklı faktör suyumuzun kirlenmesine ve kendi içerisindeki döngüsünün bozulmasına yol açıyor. Yarattığımız bu kirliliğe ve su döngüsüne verdiğimiz zarara dur diyecek olan da yine bizleriz. 150 yılı aşkın köklü geçmişiyle müşterilerine hizmet veren Generali Sigorta, 22 Mart Dünya Su Günü’nde suyumuzu nasıl temiz tutabileceğimiz, israf etmeden kullanabileceğimiz ve koruyabileceğimize dair ipuçlarını paylaştı.

Atıklar doğrudan suya boşaltılmamalı

Suyumuzu en çok kirleten öğelerden birinin bilinçsiz ve kontrolsüz şekilde doğaya bırakılan atıklar olduğu biliniyor. En basit haliyle gün içerisinde mutfaktan boşaltılan ve suya karışan yemek artıkları, kullanılmış yağlar, suya atılan peçete ve kağıtlar, kanalizasyona dökülen atıklar doğrudan suya karışarak kirlenmesine neden oluyor. Bu da suyun temas ettiği toprağın kirlenmesi ve kendi içindeki dengesinin bozulmasına, aynı zamanda da bu suları tüketen evcil hayvan ya da insanların hastalanmasına yol açıyor. Atık kontrolünün hem bireysel hem de şirketler ya da kamu kurumları tarafından çok iyi yapılması, suyun korunması ve temiz tutulması için atılabilecek en önemli adımlardan.

Suyu boşa kullanımı engellenmeli

Suyumuz, hayatımızı devam ettirmemiz için ihtiyaç duyduğumuz en önemli kaynak. Bunun için de tek damlasının bile israf edilmemesi, boşa akıtılmaması ve kullanılmaması çok önemli. Özellikle evlerin içerisinde elde bulaşık yıkamak, el yıkarken ya da diş fırçalarken suyu boşa akıtmak, bozuk su tesisatlarını tamir ettirmemek, sık ve gereksiz yere araç yıkatmak, bahçe sulama gibi işlemler için damlama gibi etkin yöntemleri kullanmamak suyun israf edildiği örnekler arasında. Bu ve benzeri kullanım yanlışlarının da önüne geçerek suyumuzu koruma altına almak ise çok önemli.

Plastik kullanımından vazgeçilmeli

Suyumuzu en çok kirleten maddelerden biri de plastik. Günlük hayatımızda birçok noktada kullandığımız ve doğaya doğrudan zarar veren plastikler, suyun içerisinde yüzlerce yıl bozulmayarak kirletici özelliklerini koruyor. Bunun için plastik poşetler, şişe sular gibi ürünlerin kullanımının sıfıra indirilmesi gerekiyor. Doğaya bırakılan her bir plastik madde, canlı ekosistemini de doğrudan etkileyerek yaşam alanlarını tahrip ediyor.

Çevreyi kirleten ürünlerin kullanımı azaltılmalı

Gün içerisinde sıkça kullanılan, plastiğin yanı sıra geri dönüştürülemeyen farklı materyallerden oluşan ürünlerin kullanımı da suyumuzu kirleten unsurlar arasında. Deodorant, parfüm gibi ürünlerin hem üretimi hem de kullanımı sırasında yapılan hatalar da su kaynaklarının uzun vadede farklı kimyasallarla kirlenmesine neden oluyor. Yine buna benzer kişisel bakım ürünleri ve kozmetikler de suyun kirlenmesini sağlıyor. Bu ürünlerin kullanımı sonrasında yıkanması sırasında karışan kimyasal maddeler, su kaynaklarına ulaşarak doğanın dengesinin bozulmasına yol açıyor. Bunun için doğa dostu olan, sertifikalı ve kirlenmeyi azaltacak ürünlerin tercih edilmesi de etkili bir yöntem olabilir.

Deniz, göl ve nehirlerin temiz tutulması gerekiyor

Su döngüsünün en önemli parçalarından biri olan ve ana su kaynakları arasında da sayılan denizlerin, göllerin ve nehirlerin de kirletilmemesi ve korunması gerekiyor. Bu su kaynaklarına çöp atılmaması, var olan çöplerin temizlenmesi ve hiçbir şekilde atık karıştırılmaması suyun korunması için çok önemli. Özellikle su döngüsünün önemli bir parçası olan tatlı su kaynaklarının kirletilmemesi için bireysel olarak harekete geçilmesi canlı hayatın devamlılığı için de gerekli noktalardan biri olarak öne çıkıyor.

Pil atıklarına dikkat edilmesi

Günlük hayatta bir güç kaynağı olarak kullanılan piller, suyu ve toprağı kirleten en önemli maddeler arasında. İçerisinde bulunan cıva, kurşun, nikel gibi ağır metaller, atık olarak doğaya bırakıldıklarında uzunca bir süre kirlenmeye sebebiyet verebiliyor. Bu sebeple pillerin mutlaka toplanması, uygun alanlara atık olarak bırakılması, imha edilmesi ya da geri dönüştürülmesi gerekiyor. Pillerin suya hiçbir şekilde temas ettirilmemesi büyük önem taşıyor.

Haberin Devamı

Trendler