Connect with us

Diğer Gıda & İçecek

KFC’nin yeni global sloganı “So Good”

Yayın tarihi

-

KFC, 70 yıllık marka tarihinde ilk kez global bir sloganla karşınızda:“So Good”

KFC’nin yeni global sloganı “So Good”yalnızca KFC lezzetlerine ithafen bulunmuş bir slogan değil, aynı zamanda KFC ile paylaşılan mutlu anlara da bir gönderme yapıyor.

Tavukta lezzetin bir numaralı adresi KFC, 70 yıllık marka geçmişinde ilk kez global bir sloganla karşımıza çıkıyor. ABD, Kanada ve Fransa’da 2010 yılı ortalarında hayata geçirilen kampanya, tüm dünyaya yayılıyor. KFC Türkiye de kısa bir süre önce bu çerçevede global “So Good” sloganını kullanmaya başladı.

“So Good” sloganı, yalnızca KFC lezzetlerine ithafen bulunmuş bir slogan değil, aynı zamanda KFC ile paylaşılan mutlu anlara da bir gönderme yapıyor. “So Good”, KFC deneyimini, çalışanlarını ve KFC’nin bulunduğu bölgelere yerel katkısını tarif ediyor. Marka, ürünlerini hazırlama şekli, çalışanlarına verdiği özel eğitim ve restoranlarını modernize etmesiyle “So Good” sloganını destekler nitelikte faaliyette bulunuyor.

11 baharatlı gizli tarif
KFC, 1930’ların ortalarında Albay Harland D. Sanders tarafından ABD Kentucky’de kuruldu. Hiçbir işlemden geçirilmemiş %100 tavuk etini, Albay Sanders’ın 11 baharatlı gizli tarifli karışımına batırılmasından sonra kızartarak müşterilerinin beğenisine sunan ünlü zincir, günde yaklaşık 7 milyon müşteriye yılda 4,5 milyardan fazla parça tavuk satan tartışmasız bir fast-food devi haline geldi.

Haberin Devamı
Advertisement
Yorum yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Diğer Gıda & İçecek

Propolisi Türkiye’den Dünyaya İhraç Eden Kadın

Yayın tarihi

-

Yazar:

Arıların ürettiği propolisin ülkemizde ilk kez Sözleşmeli Arıcılık modeliyle yerli üretimini başlatan Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı, BEE’O Propolis firması ile ABD’den Kore’ye kadar ihracat yaparak, ülkemize katma değer sağlıyor.

Arı ürünleri sektöründe 20 yılı aşkın deneyim ve uzmanlığa sahip Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı, dünyaya açılan bir girişimciliğe imza attı. Tanuğur, ülkemize çoğunlukla Çin’den ithal edilen propolisin ilk kez Sözleşmeli Arıcılık modeliyle yerli üretimini başlattı. Kovandan elde edildiği ham haliyle insan vücudu tarafından sindirilemeyen propolisi insan tüketimine uygun hale getiren Tanuğur, İstanbul Teknik Üniversitesi ARI Teknokent’te geliştirdiği Ar-Ge yöntemiyle, propolisin içerisindeki antioksidan maddeleri maksimum düzeyde elde etmeyi başardı. Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı, BEE’O markasıyla İTÜ ARI Teknokent’te propolis, arı sütü, ham bal, polen ve arı ekmeği içeren inovatif ve katma değerli, tamamen doğal karışım, damla, sprey, şurup, tablet, çikolata, kozmetik ve benzeri formlarda yeni ürünler geliştirmeye devam ediyor. Geliştirdiği Anadolu propolisi içeren ürünlerini ayrıca ABD, Güney Kore, Almanya, Hollanda, Belçika, İngiltere, Fransa, İsveç, Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Suudi Arabistan, Pakistan ve Kıbrıs’a ihraç ediyor.

250 bin kovandan ürün elde ediyor

BEE’O, Türkiye genelinde 250 bin kovandan elde ettiği değerli ürünleri tüm doğallığı ve saflığını koruyarak insan tüketimine sunuyor. Geliştirdiği Sözleşmeli Arıcılık modeliyle arıcılar ile birebir çalışan marka, onlara ekipman, malzeme ve eğitim desteği veriyor; kontrollü koşullarda üretim yaptırıyor. BEE’O’nun alım garantisi vererek “adil ticaret” sağladığı arıcılar, ürünü nasıl satacağı endişesini gütmeden doğrudan üretime ve kaliteye odaklanabiliyor. Ürünleri İstanbul Teknik Üniversitesinde analiz ediliyor ve BEE’O uzmanlarının kontrolünde işlenerek dünyanın dört bir yanına ulaşıyor. Ülkemizde bal dışındaki diğer arı ürünlerinin üretimini artırarak hem arıcılarımız için ayrı bir gelir kaynağı hem de ekonomimiz için bir katma değer sağlayan marka, beş yıl içerisinde, çoğu inovasyon olmak üzere, kanaat önderleri tarafından ulusal ve uluslararası toplam 28 ödüle layık görülme başarısına ulaştı.

Yüzde 100 katma değer

Yıllık üretim kapasitesi propoliste 50 ton, arı sütünde 2 ton, balda 500 ton, polende ise 250 ton olan ve A’dan Z’ye ülkemize katma değer sağlayan BEE’O markasının kurucusu Gıda Yüksek Mühendisi Propolis Uzmanı Aslı Elif Tanuğur Samancı, hikayesini şöyle anlatıyor: “Henüz 5 yaşında olan oğlumun bağışıklık sorunundan hareketle bu ürünler ile tanıştım. Propolisin ve arı sütünün ülkemize çoğunlukla Çin’den ithal edildiğini öğrenince, Sözleşmeli Arıcılık modeliyle yerli üretimini başlatmak adına, eşim Ziraat Yüksek Mühendisi Arıcılık Uzmanı Taylan Samancı ve İTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu ile birlikte KOSGEB destekli Ar-Ge projesiyle firmamızı İstanbul Teknik Üniversitesi ARI Teknokent’te kurduk. Şu anda geldiğimiz noktada, Anadolu propolisi ile değerli ödüllere layık görülmekten çok mutluyum.”

Anadolu propolisinin farkı

Anadolu propolisinin diğer ülkelerde üretilen propolis türleriyle karşılaştırıldığında çok özel olduğunu da belirten Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı, sözlerine şöyle devam etti: “İTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi ile birlikte yürüttüğümüz bir çalışmada, Brezilya, Çin, Arjantin ve Türkiye’de üretilen propolisleri karşılaştırdık. Çalışmanın sonucunda, Anadolu propolisinin farklı ülkelerde üretilenlere kıyasla çok özel bir antioksidan profiline sahip olduğunu ortaya koyduk. Bazı fenolik ve flavanoidler dünyada sadece Anadolu propolisinde bulunuyor. Bu da Anadolu propolisini çok özel kılıyor” açıklamasında bulundu.

Arıların doğadaki rolü

Arıların doğal döngü açısından önemine dikkat çeken Tanuğur, “Arılar tozlaşmada çok önemli bir rol üstleniyor; tozlaşmanın yüzde 80’i onlar sayesinde gerçekleşiyor. Tozlaşma demek yeşil, tarımsal üretim, bitki, hayvan, canlı demek. Dolayısıyla arı olmazsa canlı olmaz, yaşam olmaz. Bu yüzden yaşamın doğal döngüsü açısından arılar çok kıymetli bir yere sahip. Bu yüzden arıları korumalı, arıcılığı geliştirmeliyiz” diye belirtti.

Haberin Devamı

Diğer Gıda & İçecek

Otomat Sektörü İstanbul’da Buluşuyor

Yayın tarihi

-

Yazar:

Günümüzde birçok alanda hizmet veren “vending” olarak da nitelendirilen otomat makinaları, barındırdığı teknoloji ve kullanım kolaylığı ile dikkatleri üzerine çekerken,  önemli bir pazarı da beraberinde getiriyor. Türkiye’de de şu anda 40 binden fazla olan otomat sayısının 10 yıl içerisinde 700 binlere ulaşacağını öngörülüyor. Metrekare başına en çok satış otomatı bulunan ülke konumunda bulunan  Japonya’da ise her 23 Japon vatandaşına bir otomat düşerken,  makineler aracılığıyla yapılan satışın hacmi ise yıllık 7 trilyon yen (Yaklaşık 63 milyon dolar) seviyesinde. Bu denli önemli bir sektörün tüm paydaşları, Türkiye’de ilk defa 13 – 15 Şubat tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek ‘Otomat Teknolojileri ve Self Servis Sistemler Fuarı VENDEX Turkey’ de bir araya gelecek.

Şehirlerin farklı yerleri, oteller, hastaneler, şirketler, fabrika ve ofisler gibi birçok farklı noktada kullanılanılan otomat makineleri, yiyecek-içecek maliyetini en az yüzde 35 oranında düşürürken, kalite, tasarruf ve hijyen gibi birçok avantajı da beraberinde getiriyor. ABD, Japonya ve Avrupa’da yaygın olan otomatlar, ülkemizde de her geçen gün arttıyor., Tureks Uluslararası Fuarcılık tarafından Türkiye’de ilk defa 13 – 15 Şubat tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek ‘‘Otomat Teknolojileri ve Self Servis Sistemler Fuarı VENDEX Turkey’ sektörün gelişimi için önemli bir vitrin olacak.

Metropollerde geniş ürün seçenekleri ile yer alan otomatların sayısı ve çeşitliliği artış göstermeye devem ediyor. Birbirinden farklı özellik ve tasarımlara sahip olan otomatlar kullanım oranının artması ve ürün çeşitliliği ile yatırımcıların gözdesi konumunda. Son teknoloji otomatların yer alacağı ‘Vendex Turkey’ önemli işbirliklerine ve yeni iş fırsatlarına sahne olurken ülke ekonomisine de önemli katkılar da bulunacak.

Haberin Devamı

Diğer Gıda & İçecek

Sütaş, SAP teknolojisiyle hızlandı

Yayın tarihi

-

Yazar:

Süt ve süt ürünleri sektörünün lider markası Sütaş, güncel ve işlevsel verileri bütünleşmiş bir sistem kapsamında çok daha verimli kullanabilmek hedefiyle SAP çözümlerinden yararlanmaya başladı. SAP’nin İş Planlama ve Finansal Konsolidasyon (BPC) adlı finansal planlama ve raporlama sistemini tercih eden Sütaş, bu sayede geleceğe yönelik senaryoları test ederek karar verme süreçlerini hızlandıracak ve tüketicilerin değişen gereksinimlerine çok daha hızlı yanıt üretecek.

sutas3_800x533

“Türkiye’nin Sütçüsü” Sütaş, etkili planlama konusunda yönetim kademelerindeki çalışanlarına destek sağlamak amacıyla SAP’nin İş Planlama ve Finansal Konsolidasyon (BPC) çözümünü tercih etti. Geleceğe yönelik fırsatları görebilmek ve tüketicilerin değişen gereksinimlerine karşı hızla aksiyon alabilmek için çözüm arayışına giren Sütaş, SAP’nin finansal planlama ve raporlama sisteminden yararlanmaya başladı. SAP BPC sayesinde Sütaş’ın dahili iş süreçleri hızlanırken, şirket bünyesindeki karar alma mekanizmalarının güncel ve işlevsel verilerden en verimli şekilde faydalanması sağlandı.

SAP BPC projesi kapsamında kurulan planlama modeli, önümüzdeki yıllarda yeni operasyonlara da kolaylıkla adapte edilecek şekilde tasarlandı. Böylece Sütaş planlama modelini giderek büyüyen ve globalleşen kurumsal yapısına da uyarlayabilecek. Hedeflerini ve gerçekleşen sapmaları yakından takip edebilmesinin yanı sıra bütçesinin operasyonel planlarla ve fiili sonuçlarla uyumunu kontrol edebilecek olan Sütaş, SAP BPC ile stratejik kararlarını en hızlı şekilde alabilecek.

Sütaş’ın 5 departmanı proje için bir araya geldi

5 ay gibi kısa bir sürede hayata geçirilen SAP BPC projesi, Sütaş bünyesindeki Bütçe Planlama, Raporlama, Satış, Üretim Birimleri ve Yönetim Sistemleri departmanlarının liderliğinde, farklı fonksiyonları bir araya getiren özel bir ekip tarafından yürütüldü. Proje sırasında esnek ve simüle edilebilir bütçelerle, farklı senaryolar kurgulandı. Kurumsal performans yönetimine ve karar alma süreçlerine katkı sağlaması hedefiyle, Sütaş’ın operasyonel sistemlerinden alınan veriler ve ekonomik varsayımlar göz önüne alınarak satış, üretim, satın alma, stok, genel gider, yatırım, personel, finansman, diğer gelir giderler, mali tablolar ve ürün bazına kadar inen kârlılık planlaması mevcut ERP yapısına uygun olarak Sütaş için özel olarak kurgulandı. Ayrıca uygulamaya alınan SAP BPC modülü ile halihazırda kullanılmakta olan SAP ERP, BW sistemleri ile entegrasyon sağlanarak modern bir yapı oluşturuldu.

Sütaş Bütçe ve Planlama Koordinatörü Banu Ural, kullanım kolaylığı, tanıdık arayüzleri ile güvenli ve itibarı yüksek bir ürün olması nedeniyle SAP BPC sistemini tercih ettiklerini belirtti: “SAP Türkiye’nin finansal planlama, raporlama ve konsolidasyon konularındaki tecrübesi bizim için çok önemli bir kriterdi. Kullanacağımız sistem ile raporlama, planlama ve tahminlerimizi tek bir gerçek zamanlı ortam üzerinden konsolide edebilmeyi istiyorduk. Planlama ve konsolidasyon süreçlerini tek bir ürün üzerinden gerçekleştirilebilme anlamında da bir arayışımız söz konusuydu. SAP BPC, bütün bu ihtiyaçlarımıza birebir yanıt üretirken, aynı zamanda tüm fonksiyonlarını kullanmaya olanak veren tasarımı, net ve kapsamlı iş teklifi ve iyi proje yönetimi ile tercihimiz oldu. Sütaş olarak, SAP BPC projesi ile bütünleşmiş bir sistem kullanmanın avantajlarından yararlanarak operasyonel verimliğimizi artırmayı ve karar süreçlerinin hızlanması ile daha çevik bir organizasyon yapısına dönüşmeyi hedefliyoruz. SAP Türkiye ile birlikte çalışarak 5 ay gibi kısa bir sürede böylesine önemli bir projeyi tamamlamış olduğumuz için mutluluk duyuyoruz.”

Proje ile Sütaş, SAP’nin önemli global referansları arasında yer aldı

SAP Türkiye Profesyonel Hizmetler Direktörü İsmail Hakkı Bosnalı, BPC projesi ile Sütaş’ın SAP’nin önemli global referansları arasında yer aldığına dikkat çekti: “SAP BPC, bütünleşmiş bir sistem kullanımının avantajlarıyla kurumların operasyonel verimliliğini artıran, karar süreçlerini hızlandırarak daha çevik bir organizasyon yapısı sağlayan bir çözümdür. Çözümümüz, farklı senaryoların kârlılık üzerindeki etkisinin simülasyonlarını yapabilme özelliğiyle kurumlara önemli avantajlar sağlıyor. Dünyada 25’ten fazla sektörde, 190 binden fazla şirket tarafından tercih edilen SAP’nin yenilikçi ve benzersiz çözümleriyle Sütaş’ın başarısını daha da artıracağına inanıyoruz. Bu projede birlikte çalıştığımız Sütaş ekibine ve SAP’yi tercih ettiği için Sütaş’a teşekkür ediyoruz.”

SAP BPC projesi çerçevesinde yürütülen çalışmalarla, yönetim raporlaması için finansal analiz platformu yaratılarak SAP sisteminin verimliliği maksimize edildi. İş akış süreçlerinin sistem üzerinde tanımlanması sayesinde Sütaş bünyesindeki farklı birimlerin kendi planlamalarını yapabilmelerine olanak tanıyan bir yapı oluşturuldu. Proje kapsamında parametre planlaması, satış planlama, üretim planlama, satın alma planlama, genel gider planlama ve dağıtım, duran varlık/yatırım ve amortisman planlama, kredi planlama, üretim maliyeti planlama, mali tablo planlaması, ürün bazında kârlılık planlaması gibi modüller de hayata geçirildi.

Haberin Devamı

Trendler