Connect with us

Haberler

Beykoz Yapı ve Türkmenler Yapı PonceBloc’un İstanbul bayileri oldu

Published

on

 

Almanya ve Fransa başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde uzun yıllardır tercih edilen ve yakın zamanda Arkas’ın iştiraki olarak Türkiye pazarına giriş yapan PonceBloc, İstanbul’da faaliyet gösteren Beykoz Yapı ve Türkmenler Yapı ile inşaat firmalarının yükünü hafifletecek. Anadolu Yakası’nda kaliteli inşaat çözümleri sunan Beykoz Yapı ile Avrupa Yakası’nda inşaat alanında farklı ihtiyaçlara hizmet veren Türkmenler Yapı, PonceBloc’un İstanbul bayileri olarak hizmete başladılar.

PonceBloc Pazarlama Muduru Ozge Sipahioglu

PonceBloc Pazarlama Müdürü Özge Sipahioğlu

Hızlı bayi yapılanması ile Türkiye geneline yayılmaya devam ettiklerini belirten PonceBloc Pazarlama Müdürü Özge Sipahioğlu, Beykoz Yapı ve Türkmenler Yapı ile İstanbul’daki bayi yapılanmalarına start verdiklerini ifade etti. Özge Sipahioğlu, 61 şirketi bünyesinde barındıran Arkas’ın inşaat sektöründeki yeni iştiraki olan PonceBloc’un hafifliği ile Türk inşaat sektöründe devrim niteliğinde olduğunu söyledi. Sipahioğlu, Fransız know how’ına ek olarak Alman teknolojisi ve dizaynı ile Kayseri’de ponza taşından üretilen PonceBloc’un, hafifliğinin yanı sıra çevreci, yüzde yüz geri dönüştürülebilir, doğal bir ürün olduğunu belirtti.

PonceBloc ile binalar yüzde 23 hafifliyor

PonceBloc Pazarlama Müdürü Özge Sipahioğlu, her katında 150 metrekarelik 4 daire bulunan 10 katlı bir bina üzerinden ortalama bir hesaplama yapıldığında; PonceBloc ile inşa edilen bir yapıda duvarların 909 ton, asmolen tavanların ise 360 ton daha hafif olacağını açıkladı. Sipahioğlu, ürünün hafif olması sebebiyle 141 ton daha az beton kullanılacağını da ekleyerek bu binanın PonceBloc sayesinde toplamda 1.410 ton hafifleyeceğini vurguladı. Bu özellikte bir binada ortalama 6 bin ton yük olacağını ifade eden Sipahioğlu, “PonceBloc ile bu 6 bin ton yükün 1.410 tonunu azaltmak, başka bir deyişle ortalama yüzde 23 daha hafif bir bina inşa etmek ve binanın deprem dayanımını yüzde 23 artırmak mümkün.” diye konuştu. Sipahioğlu, bu hafifliğin aynı zamanda inşaatın tüm aşamalarında malzeme, işçilik, nakliyat, enerji ve zaman tasarrufu anlamına geldiğini ve bu sayede inşaat maliyetlerini azaltıp, süreleri kısalttığının da altını çizdi.

Doğallık PonceBloc’un tabiatında var

 

Avrupa Teknik Normlarını yüzde 100 karşılayan PonceBloc, Alman MPVA Laboratuvarı’nda yapılan Ar-Ge çalışmaları ile dizayn edilen ve Fransız know how’ı ile geliştirilen doğal bir ürün. Sönmüş yanardağların yıllar boyunca yer altında oluşumunu tamamladığı bölgelerinden çıkarılan ponza aslında lavların taşlaşmış hali. Bu nedenle ana hammaddesi doğal ponza taşı olan PonceBloc’un üretimi sırasında ısıya ihtiyaç duyulmuyor. Minimum su tüketilerek, ozon tabakasına zarar veren gazlar açığa çıkarılmadan üretilen PonceBloc, geri dönüşümünde de kimyasal madde kullanılmayan, her yönüyle doğal, sağlıklı ve ekolojik bir ürün.

Fransız Çevre ve Sağlık Birliği’nin onayladığı en çevreci duvar malzemesi

 

Ponza taşının magmatik yapısı, düşük ısı iletkenliği açısından da çok büyük bir avantaj sağlıyor. Bu avantaj ısı yalıtımı yüksek, uzun ömürlü, çevreye duyarlı sürdürülebilir yapılar inşa edilmesine imkan veriyor. PonceBloc’un duvar malzemeleri içerisinde en çevreci sonuçlara sahip ürün olduğu Fransız Çevre ve Sağlık Birliği (FDES) tarafından da onaylı.

PonceBloc sayesinde duvar ustaları günde 4 ton daha az malzeme taşıyor

 

Hafifliği ile dikkat çeken PonceBloc sayesinde duvar ustaları günde kişi başı 4 ton daha az malzeme taşıyor. Ürünün hafif, tamamen homojen ve kesilebilir yapısı uygulama kolaylığı ve zamandan tasarruf sağlıyor. PonceBloc hafif olmasına rağmen darbe yükleriyle ilgili testlerde kendini ispatlamış, bina ömrü boyunca performansını koruyan dayanıklı bir ürün. Hafiflik ve dayanıklılık özelliklerinin bir araya gelmesi nüfusunun yüzde 95’i deprem tehdidi altında yaşayan Türkiye için çok önemli…

Üstün ses yalıtımlı, suya dayanıklı, yanmaz ürün PonceBloc binaya nefes aldırıyor

 

Odacıklı yapısı ve özel dizaynı ile PonceBloc, konut, işyeri, okul, hastane, otel, kütüphane, laboratuvar gibi ortamlarda oluşan ses yankılanmalarını minimize ederek üstün ses yalıtımı sağlıyor. PonceBloc’un kullanıldığı yapılar rahatlıkla nefes aldığı için ortamda küf, rutubet, yoğuşma olmuyor, konforlu ve sağlıklı mekanlar yaratılıyor. Su basmalarına karşı da dayanıklı olan PonceBlok ile örülmüş duvarlar uzun süre su altında kalsa dahi hasar almıyor. Yanmaz bir malzeme olan PonceBloc, aynı zamanda yangın esnasında hiçbir zehirli gaz yaymıyor.

www.poncebloc.com.tr

Continue Reading
Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Dicle Elektrik’ten Ekosisteme Sürdürülebilir Aydınlatma Çözümü

Published

on

By

Sokak ve cadde aydınlatmalarında öncü bir yeniliğe imza atan Dicle Elektrik, EPDK Ar-Ge Komisyonu tarafından onaylanan “Makaralı Aydınlatma Direği” projesini titiz bir çalışmanın ardından başarıyla hayata geçirdi. Tasarruf sağlayan proje hakkında konuşan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, aydınlatma direklerinin yaygınlaşmasıyla elektrik sektöründe sıkça kullanılan sepetli kamyonetlerin kullanımının azalacağını, böylece her 100 kilometrede yüzde 30’a varan bir karbon ayak izi azalması sağlanabileceğini ifade etti.

Hizmet bölgesinde bulunan 6 ilde çevre odaklı sürdürülebilir çalışmalara imza atan Dicle Elektrik, devrim niteliğinde kabul edilebilecek bir projesini daha tamamladı. Dicle Elektrik Ar-Ge Merkezi mühendislerinin fikrinden doğan ve 18 aylık titiz bir çalışmanın ardından hayata geçirilen çevre ve çalışan dostu “Makaralı Aydınlatma Direği” projesi başarıyla tamamlandı.

Hem iş güvenliğine hem de çevre korumasına katkı
Makaralı Aydınlatma Direği projesinin, hem teknik hem de tasarım açısından aydınlatma sistemlerini iyileştirmek amacı taşıdığını belirten Dicle Elektrik Ar-Ge Direktörü Dr. Mustafa Çelikpençe, projenin detayları hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Çelikpençe, “Projemizle birlikte iş kazalarını azaltmak, zaman ve maliyet optimizasyonu sağlamak, personel iş yükünü hafifletmek ve aydınlatma sistemlerindeki sorunları hızlıca çözerek kullanıcı memnuniyetini artırmak hedefleniyor.

Yeni aydınlatma direklerimizden Diyarbakır Genel Müdürlük binamız önünde iki adet prototipi de sergiliyoruz. Bu yeni tasarım direkler, mevcut direklerin üzerine eklenen yeni bir konsol ile birlikte hareketli armatür mekanizmalarıyla donatıldı. Aydınlatmanın yanı sıra kamera, GSM, hoparlör gibi ekipmanlarla da entegre edilebilecek esneklikte tasarlanan direkler; hırsızlık benzeri olaylara maruz kalarak zarar görmesini engellemek için vandal kilit sistemi ile koruma altına alındı” diye konuştu.

“Karbon ayak izi yüzde 30’a varan oranda azalacak”
EPDK Ar-Ge Komisyonu tarafından onaylanan proje hakkında açıklamalarda bulunan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, projenin yaygınlaşması ile elektrik sektöründe sıkça kullanılan sepetli kamyonetlerin kullanımının azalacağını, böylece her 100 kilometrede yüzde 30’a varan bir karbon ayak izi azalması beklendiğini ifade etti. Arvas, Dicle Elektrik olarak elektrik dağıtım sektöründe sürdürülebilir ve yenilikçi çözümlerle kamuoyunun huzuruna çıkmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Ar-Ge çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Ar-Ge Merkezi açma izni alan ilk elektrik dağıtım şirketi olduk. Patent portföyümüzü genişletiyor olmaktan memnuniyet duymakla birlikte bu projenin çalışan güvenliğine yönelik olması ayrıca gurur verici. Bu kritik aşamanın ardından patent süreçlerine de başladık. Projenin tüm süreçlerinde emeği geçen Dicle Ar-Ge Merkezi çalışma arkadaşlarımızı tebrik ediyorum.” diye konuştu.

 

Continue Reading

Haberler

Türk Loydu, klaslamanın en önemli kuruluşu IACS’ın 12. üyesi oldu

Published

on

By

Türk Loydu, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün danışmanı statüsünde uluslararası bir kuruluş olan IACS’ın 12. üyesi olarak kabul edildi. Uluslararası Klaslama Kuruluşları Birliği (IACS) üyeliği, uluslararası deniz emniyeti, çevre koruma ve sürdürülebilirlik gibi kritik alanlarda Türk Loydu’nun etkisini artırarak, Türk denizcilik sektörünün uluslararası düzeyde daha fazla söz sahibi olmasına katkı sağlayacak.

1930’lara dayanan çalışmalarıyla resmi olarak 11 Eylül 1968 yılında kurulan, güvenli gemilere ve temiz denizlere adanmış olmanın yanı sıra, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün danışmanı statüsünde uluslararası bir kuruluş olan IACS; teknik destek, uyumluluk doğrulaması, araştırma ve geliştirme yoluyla deniz güvenliği ve düzenlemelerine benzersiz bir katkı sağlıyor. Dünyanın kargo taşıma tonajının %90’ından fazlası, IACS üyelerinin belirlediği sınıflandırma, inşaat ve ömür boyu uyumluluk kuralları ve standartları kapsamında yer alıyor. 2001 yılında SWEDAC’tan ISO 17021 standardına göre akreditasyon alarak bu kapsamda akredite edilen ilk ulusal kuruluş olan Türk Loydu Vakfı, 2006’ya gelindiğinde Paris Mou Yüksek Performans Listesi’nde ilk kez yer alan ve Avrupa Birliği’nden onaylanmış kuruluş olarak tescil ediliyor. 2011 yılında da küresel klaslama pazarının en önemli kuruluşu olan IACS tarafından klas kuruluşu statüsü ile tescil edilen Türk Loydu, günümüzde resmi olarak IACS üyeliğine hak kazanarak, birliğin 12. üyesi oluyor.

Konuyla ilgili olarak Türk Loydu tarafından, “Cumhuriyetimizin 100. yılında büyük onur!” başlığıyla servis edilen açıklamada, şu ifadeler kullanılıyor: “Günümüzde Türk Loydu, denizcilik sektörü başta olmak üzere enerjiden imalata, savunma sanayiinden lojistiğe kadar tüm sektörlerde; klaslama, denetim, kalite yönetim ve ileri mühendislik gibi birçok alanda hizmet veriyor. Çok sayıda bilimsel ve teknik konferanslarda yer almanın yanı sıra aynı zamanda eğitimler veriyor, çok sayıda öğrenciye burs desteği sağlıyor. 1962 yılında Gemi Mühendisleri Odası tarafından kurulan Türk Loydu bugüne kadar yaklaşık 3000 adet geminin klaslama hizmetinin yanı sıra, Türkiye ekonomisinin can damarı olan dünyaya mal olmuş projelere de imza atıyor. 61 yıllık tarihinde altmış biri aşkın dev proje, Türk Loydu’nun da imzası ve çalışmalarıyla hayata geçti. İstanbul Havalimanı, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü, Yüksek Hızlı Tren, TCG Anadolu Gemisi, Nene Hatun Sondaj Gemisi, Rize-Artvin Havalimanı, birçok futbol stadyumu bunlardan sadece birkaçıdır. Klaslama, yasal sertifikasyon, test, muayene, belgelendirme ve onaylanmış kuruluş hizmetlerini 2017 yılından itibaren Türk Loydu Uygunluk Değerlendirme Hizmetleri A.Ş. bünyesinde yerine getiren Türk Loydu Vakfı, fiziki alanlarının yeterliliği ve gelişmeye açık oluşu ile büyüme yolunda hızla ilerliyor. Türk Loydu, Türkiye’nin milli kuruluşudur. Yetkisi olan alanlar hemen hemen Türkiye’nin ekonomisine katkı sağlayan sektörlerin tamamını içermektedir ve IACS üyeliğimiz ile büyümenin, gelişmenin ve ülkemize katkı sağlamanın faydası ve gururu 100. yılında Türkiye Cumhuriyeti’nindir.”

Continue Reading

Haberler

Su kaynaklarımızı korumamıza yardımcı olacak yöntemler

Published

on

By

Su, dünyamızdaki yaşamın kaynağı ve canlı ekosisteminin hayatını devam ettirebilmesi için de ihtiyaç duyduğu en temel öğe. Dünyamızın milyonlarca yıldır sürdürdüğü ve kendi kendini temizleyerek canlılara hayat veren su döngüsü, yine insan etkisi ile son yıllarda iyice bozulmaya başladı. Bilinçsiz su kullanımı ve tüketimi, hızlı sanayileşme, büyüyen şehirler ve yanlış tarım uygulamaları gibi birçok farklı faktör suyumuzun kirlenmesine ve kendi içerisindeki döngüsünün bozulmasına yol açıyor. Yarattığımız bu kirliliğe ve su döngüsüne verdiğimiz zarara dur diyecek olan da yine bizleriz. 150 yılı aşkın köklü geçmişiyle müşterilerine hizmet veren Generali Sigorta, 22 Mart Dünya Su Günü’nde suyumuzu nasıl temiz tutabileceğimiz, israf etmeden kullanabileceğimiz ve koruyabileceğimize dair ipuçlarını paylaştı.

Atıklar doğrudan suya boşaltılmamalı

Suyumuzu en çok kirleten öğelerden birinin bilinçsiz ve kontrolsüz şekilde doğaya bırakılan atıklar olduğu biliniyor. En basit haliyle gün içerisinde mutfaktan boşaltılan ve suya karışan yemek artıkları, kullanılmış yağlar, suya atılan peçete ve kağıtlar, kanalizasyona dökülen atıklar doğrudan suya karışarak kirlenmesine neden oluyor. Bu da suyun temas ettiği toprağın kirlenmesi ve kendi içindeki dengesinin bozulmasına, aynı zamanda da bu suları tüketen evcil hayvan ya da insanların hastalanmasına yol açıyor. Atık kontrolünün hem bireysel hem de şirketler ya da kamu kurumları tarafından çok iyi yapılması, suyun korunması ve temiz tutulması için atılabilecek en önemli adımlardan.

Suyu boşa kullanımı engellenmeli

Suyumuz, hayatımızı devam ettirmemiz için ihtiyaç duyduğumuz en önemli kaynak. Bunun için de tek damlasının bile israf edilmemesi, boşa akıtılmaması ve kullanılmaması çok önemli. Özellikle evlerin içerisinde elde bulaşık yıkamak, el yıkarken ya da diş fırçalarken suyu boşa akıtmak, bozuk su tesisatlarını tamir ettirmemek, sık ve gereksiz yere araç yıkatmak, bahçe sulama gibi işlemler için damlama gibi etkin yöntemleri kullanmamak suyun israf edildiği örnekler arasında. Bu ve benzeri kullanım yanlışlarının da önüne geçerek suyumuzu koruma altına almak ise çok önemli.

Plastik kullanımından vazgeçilmeli

Suyumuzu en çok kirleten maddelerden biri de plastik. Günlük hayatımızda birçok noktada kullandığımız ve doğaya doğrudan zarar veren plastikler, suyun içerisinde yüzlerce yıl bozulmayarak kirletici özelliklerini koruyor. Bunun için plastik poşetler, şişe sular gibi ürünlerin kullanımının sıfıra indirilmesi gerekiyor. Doğaya bırakılan her bir plastik madde, canlı ekosistemini de doğrudan etkileyerek yaşam alanlarını tahrip ediyor.

Çevreyi kirleten ürünlerin kullanımı azaltılmalı

Gün içerisinde sıkça kullanılan, plastiğin yanı sıra geri dönüştürülemeyen farklı materyallerden oluşan ürünlerin kullanımı da suyumuzu kirleten unsurlar arasında. Deodorant, parfüm gibi ürünlerin hem üretimi hem de kullanımı sırasında yapılan hatalar da su kaynaklarının uzun vadede farklı kimyasallarla kirlenmesine neden oluyor. Yine buna benzer kişisel bakım ürünleri ve kozmetikler de suyun kirlenmesini sağlıyor. Bu ürünlerin kullanımı sonrasında yıkanması sırasında karışan kimyasal maddeler, su kaynaklarına ulaşarak doğanın dengesinin bozulmasına yol açıyor. Bunun için doğa dostu olan, sertifikalı ve kirlenmeyi azaltacak ürünlerin tercih edilmesi de etkili bir yöntem olabilir.

Deniz, göl ve nehirlerin temiz tutulması gerekiyor

Su döngüsünün en önemli parçalarından biri olan ve ana su kaynakları arasında da sayılan denizlerin, göllerin ve nehirlerin de kirletilmemesi ve korunması gerekiyor. Bu su kaynaklarına çöp atılmaması, var olan çöplerin temizlenmesi ve hiçbir şekilde atık karıştırılmaması suyun korunması için çok önemli. Özellikle su döngüsünün önemli bir parçası olan tatlı su kaynaklarının kirletilmemesi için bireysel olarak harekete geçilmesi canlı hayatın devamlılığı için de gerekli noktalardan biri olarak öne çıkıyor.

Pil atıklarına dikkat edilmesi

Günlük hayatta bir güç kaynağı olarak kullanılan piller, suyu ve toprağı kirleten en önemli maddeler arasında. İçerisinde bulunan cıva, kurşun, nikel gibi ağır metaller, atık olarak doğaya bırakıldıklarında uzunca bir süre kirlenmeye sebebiyet verebiliyor. Bu sebeple pillerin mutlaka toplanması, uygun alanlara atık olarak bırakılması, imha edilmesi ya da geri dönüştürülmesi gerekiyor. Pillerin suya hiçbir şekilde temas ettirilmemesi büyük önem taşıyor.

Continue Reading

Yorumlar

  • {{{ review.rating_post_title }}}
    User Avatar
    {{{ review.rating_title }}}

    {{{review.rating_comment | sstr | nl2br}}}

    Show

Trendler